Reklam
Mesut Kösedağı “İstanbul’a korkuyu değil...

Mesut Kösedağı “İstanbul’a korkuyu değil sevgiyi getireceğiz”

CHP Kadıköy ve İBB Meclis Üyesi Mesut KÖSEDAĞI ile hem Kadıköy hem de İstanbul’un genel sorunlarını ele aldık. “Bir düzine soru” köşemizde Mesut Kösedağı ile yaptığımız bu söyleşideki ana başlıklarımız ulaşımdaki sıkıntılar ve öneriler, yeşil alanlar ile meydanlar, Fikirtepe’de kentsel dönüşüm, seçim sürecinde yaşananlar ve önümüzdeki yıllarda İstanbul’a yapılması planlanan hizmetler olacak.

Mesut Kösedağı “İstanbul’a korkuyu değil sevgiyi getireceğiz”

CHP Kadıköy ve İBB Meclis Üyesi Mesut KÖSEDAĞI ile hem Kadıköy hem de İstanbul’un genel sorunlarını ele aldık. “Bir düzine soru” köşemizde Mesut Kösedağı ile yaptığımız bu söyleşideki ana başlıklarımız ulaşımdaki sıkıntılar ve öneriler, yeşil alanlar ile meydanlar, Fikirtepe’de kentsel dönüşüm, seçim sürecinde yaşananlar ve önümüzdeki yıllarda İstanbul’a yapılması planlanan hizmetler olacak.

Mesut Kösedağı “İstanbul’a korkuyu değil sevgiyi getireceğiz”
Editor: admin
11 Ekim 2019 - 16:09
Reklam

CHP Kadıköy ve İBB Meclis Üyesi Mesut KÖSEDAĞI ile hem Kadıköy hem de İstanbul’un genel sorunlarını ele aldık. “Bir düzine soru” köşemizde Mesut Kösedağı ile yaptığımız bu söyleşideki ana başlıklarımız ulaşımdaki sıkıntılar ve öneriler, yeşil alanlar ile meydanlar, Fikirtepe’de kentsel dönüşüm, seçim sürecinde yaşananlar ve önümüzdeki yıllarda İstanbul’a yapılması planlanan hizmetler olacak. Tabi ki sokaktan elde edindiğimiz duyumları ve gördüklerimizi de iletme şansını bularak bu konudaki görüşleri de CHP Kadıköy ve İBB Meclis Üyesi Mesut Kösedağı’ndan alacağız.

Öncelikle siyaset hayatınız nasıl başladı ve neden siyaset alanında yer almayı seçtiniz?

Siyasete 16 yaşında başladım. Lisedeyken CHP Kadıköy’e arkadaşlarımız vesilesiyle gidip gelmeye başladık. Tabi bizden daha tecrübeli olanlar da hep söylerler, virüs gibidir siyaset, damara girdikten sonra kana karıştıktan sonra çok fazla kopamıyorsunuz. Biz her zaman işin mutfağında olduk. Lise bittikten sonra üniversitede de hep siyasetle iç içeydik. Çevremiz, arkadaşlık grubumuz öyle gelişti. Daha siyasi olmaya çalıştık. Partimizin bize öğrettiği ilkeler uğrunda mücadele etmeye çalıştık arkadaşlarımızla. Sonra yaş biraz ilerledikten sonra öğrendiğimiz şeyleri arkadaşlarımıza öğretmeye başladık.Eşimi siyaset sayesinde tanıdım. 1 çocuğum var 3 buçuk yaşında Onu da bazen götürüyorum siyaset toplantılarına. Siyaset toplumun aynasıdır. Bir toplumda bir şeyi düzeltmek istiyorsanız bunun en iyi yeri siyasettir. Şu anda 35 yaşındayım,19 yıldır siyaset yapıyorum ve bir gününden bile pişman değilim.

İBB meclisinin canlı yayınlanması ve milyonlar tarafından ilgiyle izleniyor olması meclis üyelerinin de siyaset gündeminde olmalarını sağladı. Bir meclis üyesi olarak bunun size sağladığı bir avantajı var mı?

Toplum genellikle siyasette birinci adamı görür. Başkanı ve onun karşılığını görür. Ona göre konumlama ve tanımlama yapar. Doğru ve yanlışı kendi perspektifinde değerlendirir. Ama bu İBB TV’nin canlı yayınına başladıktan sonra insanlar hep duydukları ama göremedikleri meclis üyelerinin de varlığına şahit oldular. Meclis üyeliği de şöyle bir şey; yasama yürütme yargı gibi düşünün belediyeyi. Yasama kısmı meclistir. Yürütme kısmı başkan, başkan yardımcıları ve bürokrasidir. Yargı kısmı da kısmen encümendir. Biz yasama kısmındayız. Daha çok belediyenin nasıl yönetileceği, bütçesi, denetlenmesi gibi konulardan sorumluyuz ama bu yeni dönemle beraber meclis üyeliği artı değer bir konuma geldi. Bu da bizim daha çok düşünüp daha dikkatli konuşmamıza vesile oldu. Söylediğimiz her söz milyonlarca kişiye ulaşmaya başladı. Haftada 4 milyon kişiye ulaşıyor yayınlar bu inanılmaz bir rakam. Bugün belki de TV’lerin izlenmediği bir rakam o yüzden giyim kuşamdan tutun söylediğimiz söze kadar ince eleyip sık dokuyoruz. Keşke geçen dönem de bu olsaydı insanlar bizi daha iyi anlayacaktı. Bu dönemde inanın sorumluluğumuz daha da çok arttı. 16 milyon İstanbul halkına ağzımızdan çıkacak her cümleyi cımbızla seçiyoruz. O yüzden biraz daha ne giyeceğimize, ne diyeceğimize dikkat ediyoruz.
Sağolsun AKP grubu bu konuda biraz daha hırçındır. Onlar da şimdi görmeye başladılar. Mesela ilk hafta çok umursamamışlardı bu işi. Tabi ikinci oturumda mecliste bu işi görünce onlar da şimdi alıştılar. (İlk hafta uyuşturucuyla mücadeleye AKP’lilerin verdiği red oyunun tepki almasını kastederek) Keşke siyasi bir üslup olarak da siyasetçiler olarak İstanbul toplumunun aynası olabilsek. Amacımız o zaten.

Daha önce de İBB meclisinde bulunduğunuzda Kadir Topbaş ve sonrasında yerine gelen Mevlüt Uysal başkandı. Şimdi ise Ekrem İmamoğlu başkan seçildi. Meclis oturumlarının yönetimini kıyaslarsak eski ve yeni arasında ne gibi farklılıklar var?

Meclis duvarlarının dili olsa da konuşsa. Biz geçen dönem CHP Grubu olarak bize göre çok iyi işler yaptık. Özellikle sayın Kadir Topbaş’ın istifasına kadar yürüyen bir süreç vardı. İstifasının öyle çok tasadüfi olmadı,yaptığı bütün şeyleri ortaya çıkardık. Mecliste gündem dışı konuşmalar yaptık, önergeler verdik ama inanın bunu yaparken çok üsluplu ve belgeli çalıştık. Ama bu AKP’yi rahatsız etti. Bir çok kez sözümüz kesildi, bir çok kez söz verilmedi, konuşma sürelerimiz kısaltıldı, taleplerimizin çoğu dikkate alınmadı. Mesela bir önergeye cevap vermenin yasal süresi 15 gündür. Ben 2014-2019 döneminde yaklaşık olarak 100’e yakın önerge verdim. Beş tanesinin cevabını almışımdır. Bu benim gibi diğer meclis üyesi arkadaşlarım için de geçerli. Hiçbir şekilde meclis içtihatlarına, hukuka uymayan şekilde hareket edildi. Tam başına buyruk bir yönetim şekli vardı. Ama bugün dediğiniz gibi canlı yayınlarla bunlar biraz daha gün yüzüne çıkmaya başladı. Biz bu süreçten son derece memnunuz. Daha erken ama geçmişle şimdi arasında yüzde 100’den daha büyük bir fark var. Daha şeffaf, daha demokratik bir meclis var. Bir kere her şey göz önünde olduğu için, insanlar sizi izliyor, dinliyor ve yalan söyleme şansınız yok ama geçen dönemle ilgili ben şimdi bir şey söylesem bunu ispat etmeniz gerekiyor. Onun için de meclis kayıtlarına bakacaksınız, tutanaklardan bunu çıkarıp bulacaksınız onu da AKP verirse. Vermezse yine yapamıyordunuz ama şimdi daha şeffaf bir yönetim şeklini bütün İstanbul olarak izliyoruz.

31 Mart ve 23 Hazirandaki seçim süreçlerinde sizleri en çok zorlayan şey ne olmuştu?

Tabi biz Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. Cumhuriyet Halk Partisi aday belirleme süreci var. Biz parti örgütü olarak bu sürece dahil olduk. Başkan adayının belirlenmesinde taleplerimiz ve isteklerimiz oldu. Ondan bir öncesinde de örgüt olarak belediye meclis üyesi adaylarının belirlenmesinde etkin olmaya çalıştık. 31 Mart ve 23 Haziran öncesinde yaklaşık bir yıldır bu aday belirleme süreci ve çalışmalarıyla ilgili zaten ciddi bir mesai harcamıştık. Çok motive olmuş bir şekilde genel merkezimizle bu dönem belki de birçok insanın umut etmediği, hayal bile kuramadığı çok doğru adaylarla bir devrim yaptık yerel siyasette. Bunu tarih kitapları ilerde bir gün yazacaktır. Mesela seçimden önce deseydim ki biz Bolu’yu alacağız, 100 kişiden 60’ı inanmazdı belki ama biz en başından adayı belirlediğimiz gün bu inanca sahiptik. Özellikle İstanbul’da da Ekrem İmamoğlu’nun ilk adaylığı sürecinden sonra da, ‘’tanınmıyor, Beylikdüzü uzak’’ gibi çok sözler edildi. Özellikle AKP tarafından da en yanlış adayı seçtiniz gibi tepkiler geliyordu bize meclisten. Biz de onlara, iyi bakın bu süreci iyi izleyin, değişimin siz de bir parçası olacaksınız, siz de göreceksiniz demiştik. Neticede haklı çıktık. İki seçim arasında CHP örgütleri olarak çok çalıştık. Biz de gücümüz yettiği kadar sahadaydık. Ekrem başkan inanılmaz pozitif bir kampanya yönetti. Şunu gördük siyasette insanlar özellikle adaylar gülümsemeyi unutmuş. Gülümseyen, umut veren ve gençleri bu sürece katan bir adayla çalıştık. Bu konuda sayın Ekrem İmamoğlu sayesinde çok şanslı hissediyoruz kendimizi. Diğer adaylarla da hiçbir sorunumuz yoktu yanlış anlaşılmasın ama bizi daha iyi anlayan bir adaydı. Hep söyler Ekrem başkan, yeni nesil siyasete Türkiye geçiş yaptı. Artık daha katılımcı, yeni dünyayı gören ve özellikle küresel şehirleşme yolunda önümüzdeki 5 yılda yeni bir İstanbul izleyeceğiz. Gece gündüz çalışan kadınlarımız, gençlerimiz vardı, ailesinden, çocuklarından uzak durmak zorunda kalan. 31 Mart’tan sonra bize bu zevki tam anlamıyla yaşatmadılar. O yüzden çok kızgınız AKP’ye. İnanılmaz şekilde iftiralar atıldı seçim sürecinde. Oyların çalınması gibi çok garip bir şekilde algı oluşturulmaya çalışıldı. Düşünsenize bütün sistemi siz kuruyorsunuz, denetleme, oluşturma her şey sizde ama seçim bitiyor 5 zarf konulan bir sandıkta sadece bir zarfta oyların çalındığını iddia ediyorsunuz ve bunun karar mekanizması da sizde. Kendi atadığınız üyelerle YSK tarafından bu süreci resmen sabote ediyorsunuz. 16 milyon İstanbul halkının iradesine saygısızlıktı 31 Mart seçiminden sonra yaşanılanlar. Ama insanların vicdanı olduğunun, özellikle İstanbul halkının hakedenin yanında olduğunun ispatı da 23 Haziran seçimleridir. Ben tekrar oy veren vermeyen herkese önce kendi adıma sonra partim adına teşekkür ediyorum. Çünkü Allah korusun Ekrem Başkana bu görev bir şekilde öyle ya da böyle verilmeseydi inanın Türkiye siyasi anlamda bir daha kendini toparlayamazdı. Üçüncü dünya ülkelerinden hiçbir farkımız kalmazdı. Tabi Ekrem Başkanın kazanmasıyla 13 bin farkın 806 bine çıkmasıyla da İstanbul halkının ne kadar vicdanlı olduğunu AKP grubu bizzat görmüş oldu. Siyasetin önü açıldı daha demokratik bir siyaset artık bizleri bekliyor. Şu anda zaten 30 büyükşehirin 11’ini biz kazandık. Cumhuriyet Halk Partisi tekrar önemli büyükşehirleri geri aldı. Yönetim şekli itibariyle de kolay kolay geri vermeyeceğiz kimse merak etmesin. Sandık başında ya da masa başında değil, iyi çalışarak vatandaşımıza hizmet ederek tabi ki.

Peki aradan geçen sürede o yaşanılanlar halen devam ediyor mu yoksa artık atlatıldı mı?

Sonuçta iki seçim yaşandı. Ekrem Başkan iki kez Belediye Başkanı seçildi. Tabi AKP’de bir beklenti vardı; acaba olur mu olmaz mı diye. Herkes buraya oyla, hizmetle geliyor. Seçim yapıldı bunun sonucunda da İstanbul halkı kararını verdi. Şu anda da İstanbul Büyükşehir Belediyesinin burçlarında Cumhuriyet Halk Partisi’nin bayrağı var. Buna özellikle AKP gurubu alışacak. Severek de alışabilirler ama sevmeseler de saygı duyacaklar. Buna da başlanıldı çünkü sonuçta İBB de devletin bir kurumu. Kurumlar arası saygıyı herkes hakediyor. Buna tüm siyasi partiler olarak saygı duymak zorundayız. Biz nasıl ki 25 yıldır AKP sürecine saygı duyduysak şimdi de onlar bu sürece saygı duyacak. Tabi ki alışıyorlar. Mart ayından bu yana ciddi bir alışılmışlık var. Zaten biz İstanbul halkı için çalışıyoruz. Başka bir amacımız hedefimiz yok. Vakıflara derneklere değil, İstanbul halkına çalışınca herkes her şeye alışıyor.

İETT ile ilgili İBB Meclisi’nde yaptığınız konuşmada sıkıntı ve eksiklikleri dile getirmiştiniz. Şu günlerde özellikle metrobüslerdeki arızaların çoğalması ve iş çıkış saatlerinde aşırı dolu olmasına dair İstanbulluların şikayetlerini çözecek adımlar sizce ne olabilir?

“DAHA BÜYÜK SORUNLAR VARDI”

Şöyle söyleyeyim belki bilmeyenler vardır doğal olarak. Ben geçen 5 yıl boyunca neredeyse her dönemde Cumhuriyet Halk Partisi adına İETT’nin bütçesinde çoğunlukla ben söz alıyordum ve bu konuda tesbitlerde bulunuyordum. O yüzden İETT’yi iyi biliyorum. Özellikle halkın karşılaştığı sorunlara vakıfım çünkü ben de 9 yaşımdan beri İETT kullanıyorum. Bir çok hattına da bindim. Bir sürü sorunlu hattı vardı. 23 Hazirandan sonra bize çok tepki geldi vatandaşımız çok duyarlı artık onlara da teşekkür ediyoruz. En ufak bir sorunda hemen bizi yönlendiriyorlar biz de hemen İETT’nin ilgili birimini arayarak böyle bir şey var mı, nedir ne değildir diyerek takibini yapıyoruz. O bahsettiğiniz sorunlar şimdi biraz azaldı. Özellikle arıza ve klima bozulma sorunu. Ama yine söylüyorum ben 5 yıldır İETT’yi takip ediyorum. Bu ve daha büyük sorunlar zaten vardı. Sadece çözüm için vatandaşlar muhatap bulamıyorlardı. Şimdi İstanbul halkı bu sorunlar karşısında muhatap bulmaya başladı.Yeni süreçte biz ne yaptık? Ulaşım komisyonumuz var bizim bir de ulaşım çalışma gurubumuz var. Bu tarz sorunlar için bizim kendi meclis üyelerimizin içinde bulunduğu whatsapp grubu var. Mesela meclis üyesi ya da bir vatandaştan gelen tepki hemen guruba atılıyor biz de gruptan hemen ilgili birimlere bunu yolluyoruz. Onlar da hemen sağolsunlar bu işe ilgili geri dönüş yapıyorlar.
Mesela hemen örnek vereceğim size, bugün gruba gelen bir mesajı okuyorum; ‘Metro Emniyet istasyonunda engelli asansörü çalışmıyor, engelli birini taşıyarak çıkardık ilgili arkadaşlara ilettik, sorunlu asansör yapılıyor.’ Metro Emniyet istasyonundaki o sorun iletildikten yaklaşık 2 saat sonra biz bu sorunu ilgili birime çözdürdük. Bir de şu var, ben meclis üyesiyim, İBB bünyesinde İETT Genel Müdürümüzden bazen randevu isterdim. Bir veya iki gün sonra dönerlerdi. Daire Başkanına değil de başka bir yetkiliye yönlendirirler onunla görüşürdük sorunlar genelde çözüme kavuşmazdı. Şu anda yeni bir genel müdürümüz atandı Alper Kolukısa. Alper Bey muavinlikten gelen, eğitimini, tamamen ulaşım üzerine yapmış birisi. Kendisiyle sık sık görüşüyoruz.Sorunlarla ilgili acil eylem planı hazırlığı içerisinde İETT şu anda. İstanbul’un bu kronik sorunu artık ilerde tamamıyla yok olmuş olacak. Biz halkın her zaman her sorununda yanındayız. Bizim derdimiz İstanbul halkının özellikle toplu taşımadaki sorunlarını çözmek. Bunun için de var gücümüzle çalışmaya başladık. Çalışıyoruz da ben yakın süreçte bu sorunların ortadan kalkacağını düşünüyorum. Ama dediğim gibi ilk başa dönersek o münferit olarak adlandırabileceğimiz seferlerin gecikmesi, klimanın bozulması gibi sorunları çok hızlı bir şekilde çözüyoruz kimse merak etmesin. Yine sorunlar olursa 153 beyaz masa bu işin içerisinde. Vatandaşlarımız 153’e sorunlarını iletir iletmez onlar zaten gerekli yerlere gidiyor, kimse merak etmesin.

Eskiden şehrin dışında kalan semtlerde kullanılan midibüsler artık miadını doldurmadı mı? Özellikle Esenyurt, Hadımköy gibi nüfusu aşırı şekilde katlanarak artan bu semtlere çok az sefer sayısı olan İETT aracı var. Özel halk otobüsü denilen araçlar ise bildiğimiz midibüs. Halkın orada söylediği ise özel halk otobüslerinin İETT aracına izin vermemesi olarak konuşuluyor. Bu bahsettiğimiz güzergahı ve araçları gerçek anlamda denetleyen birileri var mı?

Bence sadece minibüs ve midibüslerin değil otobüslerin de miadı doldu. Burası İstanbul, yaklaşık 8 bin yıllık yaşanmış tarihi olan bir şehir. Yapılan kazılarda bu 16 bin yıla kadar da gidebilir. Birçok imparatorluğa başkentlik yapmış bir şehirden bahsediyoruz. Mesela Londra’da, Tokyo’da, Rusya’da 1900’lerden itibaren başlayan bir metrolaşma süreci var. Bu İstanbul’da daha yeni başladı. Bundan sonra bizim yapacağımız bütün yatırımların metro ve raylı sistem şeklinde olması gerekiyor. Bugün oraya yetmeyen midibüs var, biz oraya yarın otobüs hattı getireceğiz ama Esenyurt nüfusu olmuş 1 milyon. Bu sefer de Esenyurt halkı bize otobüs hattı yetmiyor raylı taşıma gelsin diyecek. Zaten biliyorsunuz metrobüs geçici bir çözümdü. Günlük 400 bin yolcu taşıma niyetiyle başlayan ama şu anda 900 bin civarı yolcu taşıma kapasitesine sahip bir operasyon. Ama dediğim gibi şu an bu da yeterli değil. Burada ciddi şekilde bir ulaşım çalıştayıyla ilçe belediyelerini de dahil ederek bahsettiğiniz oradaki bölgelerin ilgili STK’ları ve odaları hatta vatandaşları da dahil ederek bu sorunu çözeceğiz. Yatırımlarımız bu şekilde olacak. Özel halk otobüslerinin sorunları var. Çünkü aylardır sübvanselerini alamıyorlar. Girdileri yetersiz kalıyor ama inanıyorum ki Ulaşım Daire Başkanımız bu konuda da çalışma yapıyor. İstanbul ulaşım sorununu çözmek bizim boynumuzun borcu. Biz bunu yapacağız ama yine söylüyorum akıllı bir yönetim yatırımını tekerlekli lastiğe değil raylı sisteme yapar. Biz de bunu yapacağız.

Görev yeriniz olan Kadıköy’de ve özellikle gündem olan Fikirtepe’de kentsel dönüşümle ilgili yaşanılan sıkıntılar için Kadıköy Belediyesi’nin mağduriyetleri önlemeye dönük yaptığı çalışmalar nelerdir?

“BAKANLIK BELEDİYEYİ SÜRECE KATMAYARAK MAĞDURİYET YARATIYOR”

Fikirtepe 2005’ten beri kentsel dönüşümü konuşulan bir yer. 2010’dan sonra bu süreç başladı. Yaklaşık 200 bin kişinin şu anda mağdur olduğu bir süreçten bahsediyoruz. Sadece Kadıköy’ü CHP’li bir belediye yönetiyor diye tarihte görülmemiş bir şekilde terk alanları dediğimiz yani bir alanı aldığınızda bir alanı dönüştürdüğünüzde kamu kuruluşlarına terk alanı yaparsınız ve oraya sosyal donatılar yapılır. Birinci aşamada Büyükşehir Belediyesi, Bakanlığı devreye sokarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile entegre olarak Fikirtepe’deki bütün terk alanlarını ilçe belediyesine değil Diyanet’e, Turizm Bakanlığı’na, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devretti. İkinci aşama olarak ise düşününki ilçede 60 adalık bir yapı stoğu yenileniyor ama biz ilçe belediyesi olarak bırakın denetlemeyi içine giremiyoruz. Çok saçma, çok partizan bir bakış. Bugün orada oluşan bütün mağduriyetlerin baş sorumlusu AKP yönetimidir. Çünkü bu sürecin içerisinde maalesef ki Kadıköy Belediyesi yanından kıyısından yaklaştırılmamıştır. Bizim burayı bırakın denetlemeyi abartmıyorum sadece önünden geçebiliyoruz belediye olarak. Hiçbir şekilde yetkimiz yok. Biz bunu bakanlığa yazdık, İBB’ye yazdık, ilgili kurumlara yazdık. Kadıköy Belediye Başkanımız Sayın Şerdil Dara ODABAŞI geçtiğimiz günlerde Ankarada’ydı. Bu konuyla ilgili de görüşmeye gitti. Bakanlık bırakın bizi Büyükşehir Belediyesi’ni de bu sürece katmayarak tamamıyla mağduriyet yaratıyor. Mesela siz orada bir hak malikiniz olduğunu düşünün yani orada bir yeriniz var. Bir sorununuz olduğunda Ankara’ya gitmek zorundasınız. Bir muhatabınız yok İstanbul’da. Kadıköy’de yok, Büyükşehir’de yok. Bir ara bakanlık orada bir büro kuracaktı. Kuruldu tekrar kalktı. Şu anda gidin Fikirtepe’ye orada insanlar çadırlarda kalıyor. Bitmeyen onlarca proje var. Daha başlanmamış, sokakta kalan bir sürü proje var. Akıbeti belli değil. Biz en başından itibaren buraya TOKİ girsin dedik. TOKİ zaten bu yüzden kuruldu. O girmiyorsa KİPTAŞ girsin bu işleri yapsın ama sağolsun bakanlık oraya 60 farklı müteahhit sokarak üzerine bir de ekonomik kriz eklenince şu anda Fikirtepe’de Kara Fikirtepe diye dernekler kurulmaya başlandı. Vatandaşlar çadırlarda kaldı. Hala çözülmemiş bir süreç var. 3-5 ada bitirdi şanslı olanlar oturmaya da başladılar. Ama oradan ev alıyorsunuz yanınızdaki inşaat başlamamış. Onun da bu sefer zorluğu oluşuyor. Orada oturan insanların yaşam kalitesi çok düşük. Bir an önce hükümet bu sıkı ve partizan tavrından vazgeçip Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyesini sürece dahil etmezse Fikirtepe’nin bitme ve çözüme kavuşma şansı yok. Bu kadar iddialı konuşuyorum.

Geçmiş yıllarda askerliği tecil ettirebilmek için açıköğretime kayıtlar yapılırdı. Şimdi ise ulaşımda öğrenci abonman ücretinin 40 liraya düşürülmesiyle ulaşım indiriminden faydalanmak için açıköğretime kayıtlar yaptıran gençlere denk geliyoruz. Bu bağlamda tam ücret ödeyenlerle öğrenci ücreti arasında bir uçurum oluştuğunu düşünüyor musunuz?

“EKREM BAŞKANIN ÖĞRENCİLERE SÜRPRİZİ DEVAM EDECEK”

İnsanlar gezsin, özellikle öğrenciler gezsin. Dediğiniz kısım var ve Sayın Ekrem İmamoğlu’nun bu projesi can alıcı bir proje olsun diye ortaya atılmadı. Uzmanlarla çalışıldı. Açıköğretimin Büyükşehir’de ulaşımdaki payına bakıldı. Bu konuda kimse merak etmesin. Burada oluşan ciddi bir zarar yok. İBB ve İETT bünyesinde sübvanse edilebilecek rakamlar bunlar. İETT’nin bütçesi bu indirimi çok rahat sübvanse eder. Kimse merak etmesin. İnsanlarımız çıksın gezsinler. Öğrencilerimiz çıksın gezsinler, araştırma yapsınlar, İstanbul’u tanısınlar, Tez ve ödev konularını yerinde incelesinler.

• O zaman bu durum insanımızı okumaya ve üniversite öğrencisi olmaya teşvik etti diyebilir miyiz?

Aynen, tabi ki okumanın yaşı yok, ben de bir yandan İstanbul üzerine yüksek lisansımı tamamladım. Şunu söyleyebilirim, Ekrem Başkanın öğrencilere sürprizleri devam edecek.

Önümüzdeki günler için İBB Meclisi’ne sunacağınız önerileriniz nelerdir? Kopya çekilmemesi adına tam detay vermeyebilirsiniz.

Şimdi tabi bizim de hayatımızda bir şeyler değişti. Eskiden muhalefet meclis üyesiydik şimdi iktidar meclis üyesiyiz. Açıkçası bunun da biraz zevkini yaşıyoruz. Eskiden bu önerileri konuşuyorduk, bireysel olarak da önerilerimizi veriyorduk. Ama şimdi daha kurumsal bir şekilde, grup yönetimimizle beraber oturup projelerimizi değerlendiriyoruz. İlgili müdürlüklerle ve daire başkanlarıyla organize olup İstanbul halkının istek ve taleplerini direk ilgili birime aktararak bu süreci hızlandırıyoruz. Burada önemli olan daha iyiyi nasıl yapabilirizi değerlendirmek. Biz de onun için çalışıyoruz.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu bazı semtlerde olduğu gibi Kadıköy meydanındaki şantiyede de incelemede bulundu. Meydanlarla ilgili olarak dünyada örnek gösterilebilecek bir proje İBB gündeminde var mı?

Yaklaşık 5 yıl boyunca 2014-2019 arasında Kadıköy meydan düzenlemesi İBB’nin bütçesinde her zaman yer aldı ama bir gün bu icraate geçmedi. Bu konuda Büyükşehir’in ciddi anlamda Kadıköy’ü cezalandırma sistemi vardı. Ama Ekrem İmamoğlu o gün programda da açıkladı. Bizim meydanlara önceliğimiz var dedi. Kadıköy meydanı, Üsküdar meydanı, Esenler meydanı, Güngören meydanı hatta Taksim meydanı. İstanbul bir küresel şehir olma yolunda ilerliyor. Biz bunu başaracağız. Küresel şehir olma kriterlerini de çok iyi biliyoruz. Özellikle kültürel anlamda İstanbul, küresel şehir olmaya aday hale gelecek. Temel perspektifimiz de bence bu olmalı. Taksim meydanında bütün süreçleri ve ilgili paydaşları da içine alacak bir şekilde çalışmalarımız sürüyor. Yakın zamanda İstanbul meydanlarını o kimliksiz betona bürünmüş şeklinden arındırıp, baktığınız zaman içinizin açılacağı, ekranda gördüğünüz zaman gitmek istediğiniz yerlere çevireceğiz. İstanbul meydanları, İstanbul’un ihmal edilmiş meydanları Ekrem Başkanın öncelikli gündemidir kimse merak etmesin

• İstanbul’un tarihi dokusuna uygun ve otantik meydanlara sahip olması konusunda düzenlemeler olacak mı?

Bir kere meydanların tamamen trafikten arındırılması gerekiyor. Dediğiniz şeyi de yakalayabilmemiz için meydanlarda sadece insan hareketliliği olması gerekiyor. Şimdi Taksim’de bu bir nebze yapıldı ama oradan otobüsleri kaldırıp, 200 metre geriye alıp otobüsün kaldırıldığı yere de beton atarak, kaldırım döşeyerek bu süreci yönetemezsiniz. Böyle komik bir şey olmaz. Bu röportajı 1 veya 2 sene sonra tekrar yapabilirsek bu değişimi ve sorunuzun yanıtını hep beraber göreceğiz inşallah. İstanbul’un artık kendi kültürüne, tarihine uygun meydanlara ihtiyacı var. Kadıköy ilk yerleşim yerlerinden birisi, Üsküdar da keza öyle. Taksim de bu işin merkezi olacak. Baktığınız zaman İstanbul’un belki de geçmiş 8 bin yılını, geçmiş imparatorluklara başkentlik yaptığı zamanları anımsatacak meydan projeleri olacağına inanıyorum. Küresel bir kentin de görevi, sorumluluğu, misyonu budur. İstanbul halkı hep duyduğu ama hiç görmediği misyon ve vizyon kelimelerini görsel fiiliyatla gerçek hayatta da görecek. Meydanlar da bu işin aynasıdır. Biz aynamıza çok dikkat edeceğiz.

Özellikle Kadıköy’de dar sokaklardan dolayı insanlar araçlarıyla bir mekana gidemiyorlar. Bisiklet yolları da yetersiz kalıyor. Dakikalarca araç park etmek için yer arayan İstanbullular için Kadıköy belediyesinin bir projesi var mı?

Güzel bir konu bu. Öncü olmak zor. Biz Kadıköy Belediyesi olarak belki İstanbul’daki kilometre olarak bisiklet yolunun en çok olduğu ilçelerin başında geliyoruz ve bunu ilk başlatanlardanız. Hatta bizden sonra Büyükşehir Belediyesi de sahilde dolgu alanları yaparak bisiklet yolları yapmaya başladı. Dediğiniz şey aslında çok doğru. Kadıköy, Üsküdar gibi yerler çok eski, binlerce yıl öncesine dayanan yerleşime sahipler ve yapı stoğu nüfus olarak çok yoğun ama Beylikdüzü gibi semtlerde bu daha mümkün. Mesela Beylikdüzü Ekrem Başkanın varettiği bir yer. Tamamıyla şehircilik planlarına uyularak yapılmış bir yer. Bisiklet yolları, donatı alanları, sosyal alanlar yapılarak kurulmuş bir yer. Kendi semtim için söylüyorum malum ortada, özellikle Caferağa’da araç parketme sorunumuz var. Otopark sorunumuz da var. Bununla ilgili bir çalışma var. Biz ilçe belediyesi olarak İETT genel müdürümüzle de görüşeceğiz. Mesela Moda trafiğini çözmek için Kadıköy Belediye Başkanımız Şerdil Dara ODABAŞI gerekli girişimlere başladı ama bu sadece ilçe belediyesinin alacağı bir karar değil. Büyükşehir ile entegre olarak bu kararı alacağız. Kadıköy hafta içi nüfusu 480 bin olup hafta sonu 2 buçuk milyon olan her anlamda çok cazip bir kent. Bunun da ilçe belediyesi olarak zorluklarını yaşıyoruz ama biz bu duruma alışığız, bu yıllardır böyle. Özellikle İstiklal caddesinin o kültürünün yok olmasından sonra Avrupa yakasından da ciddi ziyaretçilerimizin geldiği bir kent. Bunun tabi ki bize getirdiği lojistik anlamında da zorlukları var ama biz bunu göğüslemeye hazırız, göğüslüyoruz da . Temizlik anlamında olsun, atık anlamında olsun, park yeri anlamında olsun, mekânsal anlamda olsun bunlarla ilgili de yakında bir düzenlememiz olacaktır. Bizim de amacımız özellikle Koşuyolu’nun, Moda’nın bu konudaki trafik ve özellikle park etme sorunu çözmek. İBB ile beraber biz bu konuyu ortak ele alacağımızı düşünüyorum.

Sizce İstanbul’da insanlar gezip, yürüyüşe çıkmak ve geç saatlerde de dolaşmak için neden CHP yönetiminde olan semtleri tercih ediyor?

Kaymak tabaka olmak kolay değil sözü Sayın Cumhurbaşkanı’mıza ait bir sözdür. İstiyoruz ki bütün İstanbul kaymak tabaka olsun. Cumhuriyet Halk Partisi’nin olduğu belediyelerde insanlara saygı var, insanların yaşam alanlarına ve inançlarına saygı var. Bir tarafımızda cami öbür tarafımızda kilise, diğer yanda cem evi. Bizim kimseyle bir sorunumuz yok. İnsanlar nasıl yaşıyor, neye inanıyorlarsa öyle yaşayabiliyorlar Kadıköy’de. İnsanlar Esenler’den, Bağcılar’dan çıkıp Kadıköy’e gidiyor. Zeytinburnu’ndan çıkıp Kadıköy’e geliyorlar. Eskiden Beyoğlu bunu biraz frenliyordu ama sağolsun Beyoğlu Belediyesi’nin bu son 4-5 yılda yaptığı katı esnaf bezdirme yöntemiyle de, ki bunu sadece alkol alanlar diye düşünmeyin. Özgürlük hissiyle insanlar oraya gidiyordu. Mesela eskiden İstiklal caddesinde daha Avrupalı turistler vardı. İnsanlar orada kendilerini güvende hissediyorlardı ama şu anda daha yeni bir olay, İTÜ’lü bir genç arkadaşımız bir kapkaççı tarafından sırtından bıçaklanarak öldürüldü. Siz şimdi orada asayişi sağlamazsanız, orayı kaderine terkederseniz bir caddeyi bir alanı orada insanlar sokağa çıkmaz ve daha güvende olacakları yerlere giderler. Tamam Kadıköy’de biz de bunda zorlanıyoruz ara sıra özellikle hafta sonları dediğim gibi Kadıköy’deki mekanlara gelen 2 buçuk milyon insan oluyor ama o insanlar orada kendilerini özgür hissediyorlar. Yaşamsal alanlarına sınırlama gelmediğini hissediyorlar. Bizim amacımız bunu İstanbul geneline yaymak. Bunu yaparken de önce meydanlardan başlayacağız. Taksim meydanını, İstiklal caddesini eski haline getirebilirseniz Avrupa yakasından Kadıköy’e gelen vatandaşlarımızın sayısı azabilir. Bizim bütün derdimiz insanların kendi çevrelerinde kendilerini özgür hissetmeleri. Tabi bunu yaparken, bir cümle vardır çok severim; herkesin özgürlüğü karşısındaki kişinin özgürlük sınırları alanı içindedir. Biz bunu yaparken de birbirimize saygı duyacağız. Yaşam alanlarımıza, özgürlüklerimize saygı duyarak biz bunu gerçekleştireceğiz. Kadıköy özgürlüklerin kentidir. Daha da ileriye götürmek için ilçe belediyesi olarak da çabalıyoruz. Yine herkesi bütün İstanbul halkını biz Kadıköy’e davet ediyoruz, bekliyoruz. Yaşanılabilir kentler sıralamasında da dünyada ilk 50’deyiz. Keşke ilk 10’da olsak, keşke İstanbul birinci olsa. Yine söylüyorum bizim temel amacımız daha rahat daha özgür insanlar yaratmak her anlamda.

Türkiye’de geçmişten beri korku temelleri üzerine yönetim anlayışı oldu. İnsanlar oy vermediği parti başa geldiğinde yaşam alanlarına dokunulmasından korkuyorlar. Yerelde AKP’nin aldığı şehirlerde sosyal demokratlar, CHP’nin aldığı şehirlerde de muhafazakar kesim bunu yaşarken İstanbul’da da buna dair bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Sizce korkulacak bir şey var mı?

“DAHA YAŞANILABİLİR BİR İSTANBUL OLACAK”

Bizi izlemeye devam etsinler. Mesela o Beyoğlu örneğini vereceğim. AKP yönetimi insanların yaşam alanlarına müdehale etti. Bunun en somut örneği İstiklal caddesidir. Ama biz bir şey değiştirecek miyiz? Evet değiştireceğiz. Biz daha yeni İBB olarak Pendik’te bir temel atma törenine katıldık ve manşet şuydu; Yuvamız İstanbul ve daha önemli manşet; ‘Bu kentte yaşayan her çocuk eşit olacak’ bu çok net. Kadıköy’de yuvaya giden çocuk gibi Bağcılar’da yuvaya giden çocuk da çok rahat edecek orada. O yüzden kimse merak etmesin. Hiç kimsenin yaşam alanına bırakın müdehale etmeyi oradaki insanların yaşam alanlarını genişleteceğiz. Daha rahat olacaklar. Eve hapis olmuş binlerce kadınımız var evden dışarı çıkmayan. Onlar daha çok sokağa çıkabilecek, üretime katılabilecekler, çocuklarından dolayı. Görecekler ki başka bir dünya var. Bunu yaşadıktan sonra daha özgür bir İstanbul olacak, daha yaşanılabilir bir İstanbul olacak. Birbirine trafikte, sokakta daha tahammüllü bir İstanbul olacak. Ekrem Başkanın hep söylediği gibi biz sevgiyi getireceğiz İstanbul’a korkuyu değil. İstanbul’da bir kaos vardı biz o kaosu ortadan kaldıracağız. Bu yüzden bizi izlemeye devam etsinler. Bu sadece 5 yıllık dönemde değil, biz İstanbul halkının sorunlarına iyi çalıştık, dersimize iyi çalıştık. Bu saatten sonra da biz aldığımız bu belediyeyi geri vermeyeceğiz. Bunu da insanlara hizmet ederek, onların sorunlarını çözerek başaracağız.

KAYNAK : https://igcnews.tv/mesut-kosedagi-roportaji-harun-gencel/

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İşte Hamidiye Su almayı bırakan kurumlar
İşte Hamidiye Su almayı bırakan kurumlar
İstanbul Barosu'ndan Ekrem İmamoğlu'nun çağrısına yanıt
İstanbul Barosu'ndan Ekrem İmamoğlu'nun çağrısına yanıt