şişli escort

Toprak: “İktidar, en küçük demokratik tepkiden bile korkuyor”

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde ülkenin dört bir yanında kadınlar, şiddete ve gözaltı uygulamalarına maruz kaldı. İstanbul Sözleşmesi’ni yürürlükten kaldıran iktidar, kadına şiddet ve kadın cinayetlerine ilişkin davalarda ‘İyi hal’ ve ‘Haksız tahrik’ indirimlerini kaldırma sözünü tutmadı.
 Tarih: 27-11-2022 14:22:00
Toprak: “İktidar, en küçük demokratik tepkiden bile korkuyor”

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, “Türkiye’de gündemin ilk sıralarındaki toplumsal ve insani sorunlardan birisi haline gelen kadına karşı şiddet ve kadın cinayetlerinde iktidarın sergilediği duyarsızlık, yargı ve güvenlik kurumlarının tutumu, kadınları korumasız bırakırken, can güvenliklerini de ortadan kaldırıyor” dedi

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak her hafta yayımladığı raporunu kamuoyuna sundu. Toprak raporda çeşitli konuları gündeme taşıdı:

Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği ve Türkiye’nin de olumlu oy kullandığı 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, kadına şiddeti ve kadın cinayetlerini gündeme getirmek isteyen kadınlar her türlü engelleme ve müdahaleyle karşı karşıya kaldı” ifadelerini kullanan CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak şöyle devam etti:

EN KÜÇÜK BİR DEMOKRATİK TEPKİDEN BİLE KORKUYORLAR…

“Anayasal bir hak olan ‘izin almadan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak, basın açıklamasında bulunmak’ hakkı yok sayılırken, valilik ve kaymakamlıklar tarafından alınan yasaklama kararlarıyla güvenlik güçleri ve kadınlar karşı karşıya getirildi. 

En küçük bir demokratik tepkiden bile korkan, rahatsız olan, baskıyla sindirme ve susturmaya yönelen iktidarın kadınlara yönelik söylemlerinin içinin boş ve samimiyetsiz olduğu 25 Kasım’da ülkenin dört bir yanında kadınlara karşı sergilenen tavırla ortaya çıktı.

DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER TÜMDEN YOK EDİLMEK İSTENİYOR

Seslerini duyurmak isteyen, kadına şiddet konusunda toplumsal duyarlılığı harekete geçirmek isteyen yüzlerce kadın, güvenlik güçlerince fiziki şekilde engellendi, kötü muameleye maruz kaldı ve gözaltına alındı. Tüm dünyada özgürce kutlanan bugün de şehirlerimizin meydanları, caddeleri kadınlara adeta dar edildi. Metrolar, tramvaylar, toplu ulaşım araçlarının iptaliyle tüm vatandaşlar mağdur edildi. Barikatlarla, bariyerlerle, kalkanlarla meydanlar açık cezaevine çevrilerek kadınlar engellendi. Temel insan haklarının, yasal ve demokratik hakların kullanımının iktidar talimatıyla yok edildiği, demokrasi ve özgürlüklerin tümden yok edilmek istendiği açığa çıktı. 

Türkiye, kadına şiddet ve kadın cinayetlerinde Avrupa’da birinci, dünyada ilk sıralarda yer alırken, iktidar; TBMM’nin kabul edip onayladığı, kadınlara yasal güvence sağlayan İstanbul Sözleşmesi’ni Cumhurbaşkanı imzasıyla feshederek kadınları korumasız, savunmasız, yasal güvencesiz bıraktı. Birleşmiş Milletler raporuna göre dünyada her bir saatte 5 kadın cinayete kurban gidiyor. Türkiye’de Ocak-Ekim dönemi 10 ayda öldürülen kadınların sayısı 350’yi aşarken, sadece ekim ayında 34 kadın cinayetle öldürüldü, 26 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. İstanbul Sözleşmesi’ni feshederken mevcut yasaların ve mevzuatın kadınları yeterince koruduğunu savunan iktidar, bir yıl önce kadın cinayeti davalarında ‘iyi hal ve haksız tahrik’ indirimlerini yasa değişikliğiyle kaldırma sözünü de tutmadı. 

Kadınlara yönelik bu zihniyeti iktidarımızda değiştirerek, kadınlar, çocuklar, gençler ve tüm yurttaşlar için özgür, güvenli, adaletli bir Türkiye kuracağız.  

İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ SEKTÖRÜ AĞIR SORUNLAR ALTINDA EZİLİYOR!

Sağlık sistemini çökerten iktidar, halkı en temel hayati ilaçları bulamaz, erişemez noktaya getirdi. Maliyet artışları ve enflasyon karşısında sabit kurlu Euroya endeksli ilaç fiyatlamasıyla eczanelerin mağduriyeti had safhaya ulaştı. İlaç ve tıbbi cihaz sektörü ağır sorunlar altında eziliyor!

Aylardan beri pek çok hayati ve temel ilaç bulunamıyor. Kış mevsiminde soğuk algınlığı ilaçları, antibiyotikler, çocukların hayati ilaçları, şurupları, kalp, tansiyon vb. yaşamsal ilaçlar piyasada yok. İlaç depoları, eczane rafları boşaldı. İktidar, ‘hastayı müşteri, hastaneleri ticarethane’ gören sağlık politikalarına, hasta ve kira garantili Şehir Hastanelerine dünyanın imrendiğini söylüyor.

Bütçe görüşmelerinde, yılbaşından bu yana 10 ayda 2239’u uzman hekim, 1955’i hekim olmak üzere 4194 doktorun istifa ettiğini söyleyen Sağlık Bakanı, Türkiye’nin hekim ve sağlık personeli açığıyla OECD ülkeleri arasında ilk sırada olduğunu, OECD ortalamasının altında kaldığını itiraf etti. Hekimlerin niye yurtdışına gittiği, mali ve ekonomik taleplerinin neden karşılanmadığı, haklarının niçin verilmediği sorularını yanıtsız bıraktı.

Sağlık sisteminin temel unsuru, olmazsa olmazı doktor, hemşire, eczacı, tıbbi cihazları ve laboratuvarları yürüten teknik sağlık personeli. Binlerce doktor istifa ederek yurt dışına giderken, sağlık personeli açığı büyürken şimdi gelinen aşamada ilaç kıtlığı yaşanıyor! Binlerce eczane kapanma noktasında. 

16 Ekim’de Ankara’da tüm Türkiye’den katılımla Büyük Eczacı Mitingi planlayan Türkiye Eczacılar Birliği, 54 ildeki Eczacı Odaları, Amasra’daki maden katliamı nedeniyle mitingi ertelediler ve 27 Kasım’da (bugün) yapma kararı aldılar.  

Doktorlar, öğretmenler, eczacılar neden meydanlarda? İktidar neden bu seslere kulak tıkıyor? 

İKTİDAR KULAK TIKIYOR!  

Euroya endeksli ilaç fiyatlama sisteminde güncel euro kurunun çok altında bir tutardan kuru sabitleyen iktidar, eczanelerin sıkıntılarına, mali kayıplarına, sorunlarına duyarsız. Eczacılar İlaç Fiyat Kararnamesindeki kâr oranı ve barem artışlarının, enflasyon oranı ve güncel kurla, yeniden değerleme oranıyla ilaç fiyatlarında güncelleme yapılmasını, standart oluşturulmasını talep ediyor. 

SGK ile yapılan ilaç alım protokolünün enflasyon ve ekonomik gerçeklerle uyumlu hale getirilmesini, kamuda görevli eczacıların çalışma koşulları ve mali haklarının enflasyon ve ekonomik koşullara uydurulmasını istiyor. Eczacılık eğitiminin uluslararası standartlara ulaştırılması, her yere eczacılık fakültesi açılarak mesleki nitelik ve kalitenin düşmesinin önlenmesi talepler arasında.

Cumhurbaşkanı Erdoğan kısa süre önce resmi hesabından ‘her 100 ilacın 89’unun yerli üretim olduğu’ paylaşımını yaptı. Anlaşılan bunun doğru olmadığı konusunda uyarıldı ki, kısa süre sonra tweetini silmek zorunda kaldı. Sadece bu bile iktidarın ülkedeki sağlık, ilaç sorunlarından, eczacıların ve ilaç üreticilerinin sıkıntılarından ‘bihaber’ olduğunun kanıtı! 

İKTİDAR SEÇİM SÜRECİNDE 3K (KAVGA-KORKU-KAOS) KAMPANYASI YÜRÜTECEK

Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen 2023 Bütçe Yasasıyla ilgili görüşmelerde, atanmış bakanların seçilmiş milletvekillerine yönelik tavrı, tehdit ve hakaret söylemleri iktidarın seçim sürecinde 3K (Kavga-Korku-Kaos) stratejisiyle saldırgan ve kavgacı bir kampanya yürüteceğini gösterdi.

Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki 2023 Bütçe Yasası görüşmelerinde kesin hesap kanunuyla ilgili hesap vermek, yeni bütçedeki ödeneklerin gerekçelerini ve projelerini anlatmak yerine muhalefet milletvekillerine tehdit ve hakarette bulunan atanmış bakanların tavrı, iktidarın seçimlerde izleyeceği kampanya stratejisinin gerilimi tırmandırma üzerine kurulacağını gösterdi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmanın büyük bölümünü muhalefet liderlerine yönelik ağır hakaret içeren sözlere ayırırken, atadığı bakanlar da aynı zihniyeti bütçe görüşmelerinde sergiledi.

İDDİALARI ASILSIZ ÇIKAN İKTİDAR ŞİMDİ DE İBB’DE ÇALIŞAN 1668 PERSONELİN VE YAKINLARININ TERÖR ÖRGÜTLERİYLE BAĞLANTILI, İLTİSAKLI OLDUĞUNU ÖNE SÜRÜYOR

Milletvekillerinin sorularını yanıtlamaktan kaçan, harcamalarının hesabını veremeyen atanmış bakanlar, kavgacı üslup ve hakaretlerle üste çıkmaya çalıştı. Özellikle İçişleri Bakanlığı bütçesinde muhalefet liderlerini, muhalefet belediyelerini ve milletvekillerini teröristlikle, dosya açıklamakla, yargıyla, davalarla tehdit eden iktidarın devletin kurumlarını, güvenlik birimlerini kendi siyasi amaçlarına dönük düzmece dosya hazırlıkları yaptığı anlaşılıyor.

Görevi suçu ve suçluyu engellemek, yasaları ve hukuku harekete geçirerek uygulamak olan bir bakanın, görevini yapmak yerine ‘gelecek hafta şunu açıklayacağım, bunu açıklayacağım’ diyerek algı yaratmaya çalışması, muhalefet liderlerini, belediye başkanlarını itham etmesini yasalara göre ‘ağır görev ihmali’ olarak görmek olanaklı.

Daha önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) terörle irtibatlı-iltisaklı 557 personel olduğunu iddia edip, müfettişleri salmasına rağmen iddiaları asılsız çıkan iktidar şimdi de İBB’de çalışan 1668 personelin ve yakınlarının terör örgütleriyle bağlantılı, iltisaklı olduğunu öne sürüyor. CHP’li 4 belediyeyle ilgili terör bağlantısı açıklamaları yapacağını ifade ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çizdiği ‘tehditkâr ve asılsız ithamlara dayalı’ söylem stratejisi ‘Cumhurbaşkanının talimatı ve liderliği’ doğrultusunda, emrindeki bakanları ve parti sözcüleri tarafından da sürdürülüyor.

Önümüzdeki süreçte dozunun artırılacağı anlaşılan bu kampanyaya muhalefeti de çekerek gerginliği tırmandırmayı, seçmeni tedirgin etmeyi hedefleyen iktidarın bu stratejisi tutmayacak. 

MUHALEFET BU OYUNA GELMEYECEK. 

Artık kavgacı siyasetten, gerilimden ve kötü söylemlerden bıkan toplum, bunların hiçbirisine prim vermeyecektir. Halkın sağduyusu ve dirayeti kavgasız tartışma, birbirini dinleyip anlama, barış ve huzurla bir arada yaşama özlemi ağır basacaktır. Gerilim ve kaos stratejisi ile iktidarı sürdürme heveslerini ve planlarını boşa çıkartacaktır.          

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER SİYASET Haberleri
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI