Reklam
DÜNYA İNCİSİ KENTİMİZİ GERİ İSTİYORUZ!
Dursun Bulut

Dursun Bulut

Gözden Kaçan haberler

DÜNYA İNCİSİ KENTİMİZİ GERİ İSTİYORUZ!

07 Ekim 2019 - 15:24

 

İstanbul, tarihi, kültürel varlıkları ve eşsiz doğal güzellikleriyle tanınan bir kentimizdir. Kimi hesaplara göre 8.500 yıllık geçmişe sahip olan İstanbul, binlerce yıl koruduğu güzelliklerini, son 70 yılda büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır. Hiç acımadık İstanbul'a. Oysaki, gelişmiş ülkeler Örneğin; Fransa Paris'i, İngiltere Londra'yı, İtalya Roma'yı, İspanya Barselona'yı göz bebekleri gibi korurken biz bu güzelim şehri adeta ucubeye çevirdik.1950'li yıllardan itibaren, sanayi yapılarıyla, gecekondu, kaçak ve iskansız yapılarla, son 25 yılda da Rezidans ve AVM'ler ile beton bir şehre dönüştürdük İstanbul'u.

Bir kent ancak bu kadar harap edilebilirdi. Hatırlayalım, bir yanı Kağıthane Havzasına diğer yanı Alibeyköy Havzasına bağlı eşsiz bir doğa parçası olan Haliç'in etrafını ve bağlandığı havzaları fabrikalarla doldurmuştuk. İstanbul'un ne kadar atık suyu varsa hepsini Marmara'ya boca etmiştik. Hem Marmara'yı, hem de Haliç'i devasa bir fosseptik çukuruna dönüştürmüştük. Ulaşımda deniz ve raylı sistemler yerine lastikli taşımacılığı tercih ederek Dünya'nın bakmaya doyamadığı boğazı, köprülerle doldurduk. Plan yerine plansızlığı tercih ederek, kentin yağmalanmasının yolunu açtık. Bu yağma tarihi miraslarımızı, kültürel varlıklarımızı, tarım, orman alanlarımızı adeta yuttu. Bunun sonucu olarak İstanbul'u yaşanmaz bir şehir haline getirdi. Artık İstanbul'da Alibeyköy'ün süt mısırları, Çengelköy'ün salataları, Silivri'nin yoğurdu yok. Artık yaşadığımız kentte, dert ziyadesiyle ama çare az.

İstanbul'da, ulaşım hatalı tercihler yüzünden işlemiyor. Trafik çile. Pik saatlerde bir saatlik
yolculuğumuz, 2 saat 14 dakika sürüyor. Hava rejimi değişti. Mevsimleri ayrı ayrı yaşayamı- yoruz. Ya çok sıcak ya da soğuk. Ya aşırı yağışlı ya da çok kurak. Artık her yağış sonunda seller oluşuyor. Çünkü toprak alanlar azaldı. Her yer betonlaştı. Yağmur sularını emen alanlar yok edildi. Kentimizde ısı adaları oluştu. Bakıyorsunuz bir ilçeye damla yağmur düşmezken, başka bir ilçeyi seller götürüyor.

Betonlaşmaya dayalı yapılaşma ve fosil yakıtlara dayalı ulaşım sistemimiz nedeniyle İstanbul'da oksijenimiz azaldı, karbondioksit bollaştı. Hem havamız hem de çevremiz kirlendi. Dolayısıyla adeta nefes alamayan ve hastalıkların kol gezdiği bir kent olduk. İç göçlerle, Suriye göçmenleriyle İstanbul hormonlu büyüyen en büyük göç kentidir. Bu yapısıyla sosyal, toplumsal olayların merkezi olmuştur. Sokaklarda gezen işsiz, sahipsiz, uyuşturucu bağımlıları ölüm kusmakta. Mafya guruplar, magandalar gündelik yaşamda yargılayan, infaz yapan unsurlar olarak karşımıza çıkabilmektedir.

İstanbul aynı zamanda bir deprem kentidir.
Yapı stokunun önemli bölümü mühendislik hizmetinden yoksundur. İstanbul, 1999 Körfez depreminden sonra çarpık yapılaşması ele alınıp sağlıklı hale getirilmediği için yüksek deprem riski taşıyan bir kenttir. Merkezi yönetimlerin vesayeti, belediyelerin benden senden diye ayrıma tabi tutulması, "Avrupa Özerklik Şartının" askıya alınması, demokratik işleyişe sahip olamaması ve bunun sonucu olarak alınan keyfi kararlar nedenleriyle sorunları sürekli büyüyen bir kenttir.

Sayın Ekrem İmamoğlu, böylesi sorunlu bir kentin yönetimini devraldı. İşi zor. Ancak imkânsız değildir. Henüz işin başında. Eğer bu kentin çile yumağına dönmüş sorunlarını çözerse, tarihe geçen bir politikacı olacaktır. Başarısıyla bir başka şeyi daha sağlayacaktır.
Yıllardır iktidar yüzü görmeyen solun, iktidar olmasının kapılarını açacaktır. Kendisi "Yolumuz uzun. Heyecanımız Yüksek. Gençliğimiz var." demişti. Bize de düşen:

#YolunYolumuzAçıkOlsun,
#BaşarınBaşarımızdır, demek ve harap edilen,
#DünyaİncisiKentimizinKurtarılmasınıİstemek!

Dursun Bulut
CHP Önceki Dönem PM Üyesi

YORUMLAR

  • 0 Yorum