Çekmeköy masaj salonu Çerkezköy masaj salonu Çeşme masaj salonu Ceyhan masaj salonu Çiğli masaj salonu Çivril masaj salonu Çorlu masaj salonu Çorum masaj salonu Çubuk masaj salonu Çumra masaj salonu Dalaman masaj salonu Darıca masaj salonu Davutlar masaj salonu Defne masaj salonu Demetevler masaj salonu Demre masaj salonu Derince masaj salonu Develi masaj salonu Didim masaj salonu Dikili masaj salonu Dörtyol masaj salonu Döşemealtı masaj salonu Dulkadiroğlu masaj salonu Edremit masaj salonu Efeler masaj salonu Elbistan masaj salonu Elmalı masaj salonu Erbaa masaj salonu Erdemli masaj salonu Ereğli masaj salonu
escort Çanakkale escort Çorum escort Denizli escort Düzce escort Edirne escort Erzurum escort Eskişehir escort Gaziantep escort Giresun escort Hatay escort Beyşehir escort Biga escort Bigadiç escort Birecik escort Bodrum escort Bornova escort Bosna escort Boyabat escort Buca escort Bulancak escort Bünyan escort Burhaniye escort Büyükçekmece escort Çan escort Canik escort Çankaya escort Çarşamba escort Çatalca escort Çayeli escort Çekmeköy escort Çerkezköy escort Çeşme escort Ceyhan escort Çiğli escort Çihanbeyli escort Çine escort Çivril escort Çorlu escort Çubuk escort Çukurova escort Çumra escort Dalaman escort Darıca escort Davutlar escort Demetevler escort Develi escort Didim escort Dikili escort Dinar escort Doğanşehir escort Dörtyol escort Döşemealtı escort Dulkadiroğlu escort Düziçi escort Edremit escort Efeler escort Elbistan escort Elmadağ escort Elmalı escort Emirdağ escort
sınırsız escort Kırklareli escort Giresun escort Antalya escort Ankara escort
Dursun Bulut
  19-09-2022 17:01:00

HEDEF: TÜRKİYE'NİN 1'NCİ PARTİSİ VE DEMOKRASİ GÜÇLERİ İLE BİRLİKTE İKTİDARA GELMEK OLMALIDIR!

Türkiye, 42 senedir enjekte edilen narkozun etkisindedir. Zaman zaman baygın, zaman zaman da uyanık hali ile yaşamaya devam ediyor. Çünkü; Türkiye iktidarları, 12 Eylül deli gömleğini toplumun üzerinden çıkarma yerine, etrafından dolaşmayı tercih etti.
Eğtim düzenimizin bozulmasının temelleri, 1980 darbesi sonrası atıldı. Soran, sorgulayan, analiz eden, bilimi rehber edinen eğitim düzeni yerine, özellikle 2000'li yıllardan sonra ezberci, laiklik ilkesini yok sayan, mantık - sosyoloji - psikoloji derslerini tedrisattan kaldıran, felsefeyi geçiştiren ama din derslerini zorunlu hale getiren, Anadolu, düz veya fen liselerini geliştirme yerine İmam Hatip Okullarını alabildiğine geliştiren, çoğaltan bir eğitim düzenine, bizi mahkum ederek Dünya ülkeleriyle rekabetten geri düşüren bir ülke haline getirdiler.
24 Ocak 1980 kararlarıyla ekonomimiz tek sınıfın ekonomisi haline getirildi. Ülkemizin nesi var, nesi yok haraç mezat imtiyazlı sınıf ya da kişilere satılmaya başlandı. İşçiler, çalışanlar, çiftçiler giderek açlığa mahkum edildi. Özellikle 2000'li yıllarla birlikte mevcut iktidar eliyle dışa bağımlılık daha da arttı. Artık ülkemizde sürekli kaybeden sınıf, çalışanlar sınıfıydı. Her geçen gün fakirleşiyorlardı. İşveren kesimi, devletin bazı üst düzey yöneticileri, bazı siyasetçiler, imtiyazlı kesimler kazançlarını geometrik hızla büyütüyorlardı. Toplumda ya çok zengin ya da çok fakir tabakalar oluştu.
Kazançlarını katlayan kesimin gönüllü temsilciliğini üstlenen ve sırtını uluslararası kartellere dayayan bugünkü iktidar, her seçim döneminde yeni algılar oluşturarak halkımızı kandırmayı başardı. Ancak yolun sonuna geldiler artık. Bu yolu kısaltmak, barışı, demokrasiyi, özgürlükleri, eşitliği, bilimi, üretimi savunan tüm muhaliflerin ellerindedir. Eğer muhalefet birlik olmayı, birlikte hareket etmeyi beceremezse, HDP telaffuzundan nefret edercesine kaçarsa; barıştan, bilimden, gerçek- lerden ürkerse, kendisi olamazsa, tarikatların yaptıklarına ses çıkarmazsa, 70 yıldır dini siyasete alet edenlerin üzerine gidemezse bizi bekleyen yine hüsrandır.
İsterseniz bu algı oluşturmaya geri dönelim. Önce ne dediler; Demokrasi getireceğiz, AB'ye üye olacağız. Bırakın demokrasiyi getirmeyi, kırıntıları bile kalmadı. AB üyeliği ise mazide hoş bir sada olarak kaldı. Sonra 2010 yılında tam da 12 Eylül‘de referandum yaptılar. Ne dediler: "Devletin kurumlarını demokratik işleyişe kavuşturacağız, statükoyu bitireceğiz, 12 Eylül rejiminin sorumlularından hesap soracağız" dediler. Ne oldu? Kurumlar halkın kurumları olmaktan çıkarıldı, 12 Eylül faşist darbecilerinin ve tetikçilerinin dosyaları kapatıldı, 2016 göstermelik darbe girişimiyle ve 2017 referandu- muyla birlikte erkler arasındaki ayrılık prensibini yok ederek tüm kurumları bir kişiye bağladılar.
"3 Y" dediler; yasakları, yolsuzluğu, yoksulluğu katlayarak büyüttüler. "Ekonomyi şahlandıracağız" dediler, batırdılar. "Dövizi gerileteceğiz" dediler, TL'yi en değersiz para durumuna düşürdüler. Kişi başına düşen gelirler sürekli düştü. Büyüme oranı tarihimizin en düşük seviyesinde. Kendilerine itiraz eden herkesi, yasa tanımadan içeri tıktılar. Utanmadan ve de cahil cesareti ile çıkıp ülkeyi kurtaranları düşman, işgalcilerin başarılı olması ve sadece kendi bekasını kurtarmayı düşünen son Osmanlı Padişahını vatansever ilan ettiler.
22 yıldır sadece parası olanlara ev yapanlar şimdi sosyal konut yapacaklarını ilan edip, fakir fukaranın ellerindeki son kuruşları alma peşinde- ler. Her ihalede olduğu gibi yine adrese teslim, rekabete ve saydamlığa kapalı, metrekareleri belli olmadan 2+1 ve 3+1 olarak açıklanan konutlar 608 bin ₺ ve 851 bin ₺ olarak açıklandı. Vatandaşın milyarlarca ₺ parasını yandaşlara akıtma peşindeler. Bugünkü konut fiyatlarının şişmesine sebep olan iktidar, önce eşeğimizi kaybettirdi. Şimdi buldurmuş gibi sevindirme peşinde. Uyarmak her düzgün vatandaşın görevi. Bu iktidar, şeffaf, rekabetçi değil. Kamucu ve halkçı hiç değil. CHP vatandaşlarımızın oyuna gelmemesi konusunda net bilgileri alarak halkı aydınlatmalıdır.
Tüm bu olumsuzlukları aşmak her şeye rağmen mümkündür. Yaratılan imtiyazlı sınıf ve tabakaların ceplerine akıtılan kamu mal ve paralarını çaldırtmazsak, bu ülke bir iki sene içinde Dünya'nın en refah ülkesi olur. Yerel yönetimlerden, genel yönetimlerden dönen rüşvet çarkını kıracağımıza halkı inandırırsak, ihaleleri rekabete açıp şeffaflaştırırsak, her sorulan sorunun cevabını her kademede veren bir devlet olursak yarışı kazanır ve ülkemize de çağ atlatırız.
Öyleyse yapılması gerekenleri sıralarsak:
● Öncelikle CHP'yi birinci parti yapmayı hedeflemeliyiz. Birinci hedef ittifak olursa hedefimize ulaşmaktan zorlanırız. Biz ittifaktaki tüm partilerin hayata tutunmasını sağladık. Kimseye diyet borcumuz yok. İttifak gerekli ancak kendimizi ihmal etmeden, fedakarlığın tamamını yüklenmeden hareket edilmeli.
●- HDP dahil tüm muhalif partilerle aynı saflarda birleşilmelidir.
●- Ülke genelinde yolsuzluklara savaş açılmalıdır. Yolsuzluk kimden gelirse gelsin kayırılmamalı. İhaleler rekabete açılmalı ve saydamlaştırılmalıdır. İmar yolsuzluğuna sebep olan parsel bazında uygulamalara son verileceği ilan edilmelidir.
●- Rüşvete, yolsuzluğa, yandaşlığa izin verilmeyeceği; kamu çıkarlarının her çıkarın önüne konulacağı duyurulmalıdır.
●- "Bir avuç zengin yerine, yoksul, ötekileştirilmiş insanların yaşamları bizim önceliğimizdir" denilmeli.
●- Demokrasi, özgürlük, toplumsal barış "olmazsa olmazımız" olduğunu, "kimsenin düşündüğü ve ifade ettiği düşünceler nedeniyle hapse atılmayacağı" ilan edilmeli.
●- "Bilimi, laikliği, sorgulamayı rehber alan bir eğitim sistemi" savunulmalı.
●- "Ülkede demokrasi, partide demokrasi", temel savunumuz olmalı. Tüm adayların "ön seçimle" belirleneceği şimdiden kamuoyuna duyurulmalıdır.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI