Adıyaman’ın Sincik ilçesine bağlı Düden köyünde, altı kardeşin ikincisi olarak dünyaya gelen Ömer Aybak’ın hayatı, küçük yaşlarda verdiği mücadeleyle şekillendi.
Çamur ve taştan yapılmış eski bir köy evinde, maddi imkânları kısıtlı bir ailenin çocuğu olarak büyüyen Aybak, henüz ilkokulu tamamlamadan çalışmak ve ailesine destek olmak amacıyla dayısıyla birlikte İstanbul’un yolunu tuttu.
Çocuk yaşlarda konfeksiyon, lokanta ve farklı sektörlerde çalışan Aybak, İstanbul’da dayıları ve hemşehrileriyle birlikte Vefa’daki bekar odalarında kaldı. Zorlu çalışma koşulları ve ekonomik sıkıntılar, ileride kurulacak büyük bir markanın temelini oluşturdu.
Ömer Aybak, çiğköfte sektörüne giriş hikâyesini anlatırken yaşadığı zorlukları şu sözlerle ifade ediyor:
“Baktık çaresi yok, en sonunda bıraktık. Dedik ki bunun bir alternatifi olmalı. Ne yaparız, ne ederiz derken Gültepe’de dükkân açmaya karar verdik. Seyyar satıcılıktan kazandığım parayla araba almıştım, arabamı sattım. Bacadibi’nde Mayıs 2002’de bir tane dükkân açtık.”
Aybak’ın anlattığına göre ilk günlerde çiğköfte, İstanbul’da geniş kitleler tarafından henüz tanınmıyordu. Müşterilerin ürünü nasıl tüketeceğini dahi bilmediği dönemlerde büyük bir mücadele veren Aybak, iş yerini kapatmayı bile düşündüğü günler yaşadı.
“İlk açtığımızda çiğköftenin ne olduğunu bilmiyorlardı. Adam alıyor çiğköfteyi, ‘Bunu pişirmeden mi vereceksin?’ diyor. O zorlukları da yaşadım. Bir gün, iki gün, bir ay, iki ay derken ‘Bugün kapatayım, yarın kapatayım’ diyorsun. Kazanamıyorsun çünkü kimse tanımıyor çiğköfteyi.”
Yaşanan tüm zorlukların ardından işlerin beklenmedik şekilde büyümeye başladığını anlatan Ömer Aybak, özellikle okulların açıldığı dönemde yaşanan yoğunluğu hayatının dönüm noktalarından biri olarak değerlendiriyor.
“Okulların açılışına 1-2 hafta vardı. Yarabbim, bir iş başladı, yok böyle bir şey, gece gündüz. Parayı koyacak yer bulamıyorsun. Korkunç bir şey. Düşünüyoruz yani, bu ben miyim değil miyim, gerçek mi bu? Çünkü cebimizde bir ekmek parası yokken, müşterilere cevap veremeyecek kadar olağanüstü bir iş başladı.”
Köyden İstanbul’a uzanan zorlu yaşam mücadelesi, küçük yaşta başlayan çalışma hayatı ve çiğköfteyi geniş kitlelere tanıtma süreci, şimdi bir belgeselin konusu oluyor.
Netflix için gerçekleştirilen belgesel çekimlerinde Ömer Aybak’ın hayatındaki önemli dönüm noktalarının, yaşadığı ekonomik ve sosyal zorlukların ve çiğköfte sektöründe geldiği noktanın ele alınması hedefleniyor.
Çekimlerin Ömer Aybak’ın fabrikasında gerçekleştirilmesiyle birlikte, çocukluk yıllarından başlayan hikâyenin bugün ulaştığı üretim ve marka yolculuğuna da ışık tutuluyor.
Türkiye’de çiğköftenin tanıtımı ve markalaşma sürecine ilişkin bir yaşam öyküsünü merkeze alan belgeselin, çekimlerin tamamlanmasının ardından Netflix platformunda izleyiciyle buluşması bekleniyor.
Ömer Aybak, belgesel çekimlerinin ardından yaptığı paylaşımda ise şu ifadeyi kullandı:
“İşimizin başındayız … Ekranda hikâyemiz, masada lezzetimiz.”
Ömer Aybak’ın çocuk yaşlarda başlayan çalışma hayatından çiğköfte sektöründeki yolculuğuna uzanan hikâyesi, yalnızca bir iş başarısının değil, zorluklar karşısında mücadele ederek yeni bir yol oluşturmanın da anlatısı olarak ekrana taşınıyor.
#ÖmerAybak #Çiğköfte #Netflix #Belgesel #Adıyaman #Sincik #Girişimcilik #Türkiye #Keşfet

