Bütçe görüşmelerinde MEB'nını dinlerken derecesiz üzüntü duydum. Cumhuriyetin değerlerine adeta meydan okuyor. Diyor ki:
"Ben tarikatlara, cemaaatlara sizin gibi bakmıyorum, onları sivil toplum kuruluşu olarak görüyorum. O nedenle onlarla protokol yapmayı doğru buluyorum. Dün yaptım. bugünde, yarında yapmaya devam edeceğim".
Bu ifadeler başka ülkelerde söylense bakanı boşverin, hükümet çöker. Bunlar anayasal suç işliyor. Bu ifadeler kabul edilemez. Sizin gibi ülke düşmanı, bilim düşmanı anlayışları reddediyoruz. Çünkü:
● Tarikatların hiçbiri laikliği kabul etmez. Laikliği: Kafirlik, dinden çıkma, dinsizlik olarak görür. Bu da, anayasamızın; "Turkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir" maddesine aykırıdır. Diğer bir deyimle Cumhuriyeti reddetmektir. Dolayısıyla bu anlayışlara MEB terkedilemez.
● Gelişmiş ülkeler eğitimin içine dini ritüelleri sokarak teknolojiyi, ekonomik büyümeyi, insanca yaşamayı yakalamadılar, tam tersi teknolojiyi, gelişmeyi, ekonomik büyümeyi, insanca yaşamayı laik, bilimsel eğitimle yakaladılar.
● Ensar vakfında körpecik çocuklara yapılanları, bu ülke insanı unutmadı.
● Kuran kurslarında körpecik yavrulara din adına görev yapan vicdansız, ahlaksız görevlilerin insanlık dışı davranışlarını, hicbirimiz unutmadık.
● Sözde kadın bakanların "bir kerede birşey olmaz sözlerini" de unutmadık.
Tüm muhalefete çağrımdır: