DURSUN BULUT
  20-01-2024 13:40:00

GEREKTİĞİNDE TAVIR ALAMAYANLAR İKTİDAR YÜZÜ GÖREMEZLER!

GEREKTİĞİNDE TAVIR ALAMAYANLAR İKTİDAR YÜZÜ GÖREMEZLER!
Cumhuriyetimizin kuruluşu yani Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü dönemleri dahil olmak üzere günümüze kadar, tüm süreçlerde (iktidar olduğumuz veya muhalefete düştüğümüz tüm dönemler dahil) ürettiğimiz ve uyguladığımız politikalarımızı, icraatlarımızı, doğrularımıza sahip çıkmayı, yanlışlarımızın eleştirisini, özeleştirisini, sorgulamasını, analizini yapmayı yeterince sağlayamadığımız, gün geçtikçe köklerimizden ve temel savunularımızdan uzaklaştığımız için, dünün kısmi başarılarını bile arar olduk.
Özellikle 1940'lı yıllardan itibaren ülkemizdeki gerici yapılar, tarikatlar dış güçlerin teşvikleriyle Atatürk ve İnönü iktidarlarına karşı örgütlenerek tek partili döneme duyulan tepkilerini, eğitimin bilimsel sisteme dönüşmesinden duydukları rahatsızlıklarını, din elden gidiyor yaygaralarıyla çoğalttılar. Yine eş zamanlı olarak SSCB'nin varlığına karşı yükseltilen "Komünizm tehlikesi söylemleri ve anti komünist" propogandaları, 1950'den (27 Mayıs darbesi sonrası CHP - AP ve CHP -YTP koalisyonları hariç) 1970'lerin başlarına kadar bizi iktidar partisi olmaktan uzaklaştırdı.
1971'den itibaren CHP'den gelişen sol akım; partiyi ve halkı etkiliyerek, Ecevit'i CHP'ye genel başkan ve ülkeye başbakan yaptı. Toplumda ve CHP'de gelişen anti emperyalist, anti şövenist, anti faşist, anti cunta anlayışı dalga dalga her yerde vücut bulunca paniğe kapılan egemen güçler bu gelişmeyi ezmek için harekete geçti. Yıllarca hazırlığını yaptıkları 12 Eylul 1980 darbesini yaptılar. Darbe hazırlığını birkaç örnekle anlatırsak: Önce öğrenci gencligi arasında sağ-sol çatışmasını körüklediler. Giderek tek tek katliamlar, kitle katliamlarına dönüştürüldü. Bazılarını sıralarsak: Kemal Türkler, Ümit Kaftancıoğlu, Bedrettin Cömert, Bedri Karafakioğlu, Cavit Orhan Tütengil, Nihat Erim, Gün Sazak, Doğan Öz, Abdurrahman Köksaloğlu cinayetleri, 1Mayıs, 16 Mart İÜ, Ankara Balgat, 7 TİP'li öğrencinin katliamı, okula diplomasını almaya giden Fevzi Azırcı, evine giderken Abdi İpekçi'nin katledilmesi, Sivas, Malatya, Maraş, Çorum kitlesel katliamları gibi daha niceleri...
12 Eylül 1980'de yapılan darbeyi diğer darbelerden ayırt eden en büyük özellik şuydu:
● Ülkemizde gelişen tüm sol düşünceleri güdükleştirmek, solu adeta kazımak.
● Yeni insan tiplerini yaratmak.Yani ülke çıkarı yerine, kendi çıkarını düşünen, emperyalizmle işbirliğini savunan, neo liberal sistemle uyumlu, üreten değil tüketen bir toplum yaratmak.
● Solu ideolojisiz, kurul ve kurallar yerine, tek kişinin yönettiği, sağ partilere benzetilmiş partiye ya da topluluklara dönüşmesini sağlamak.
● Yapıları zayıflatılmış, grev yapamayan sendikalar, tepki veremeyen sivil toplum kuruluşları yaratmak ve dini örgütlenmeleri sivil toplum yerine koymak.
İşte yeni toplum bu idi. 44 yıldır topluma giydirilen deli gömleği üzerimizde duruyor. 27 Mayıslar, 12 Martlar sonrasında toplumun dinamikleri henüz yok edilmemişti. 68 Kuşağı, Ecevit dönemi, 78 kuşağı cuntalara karşı direngenligini sürdürebildi ancak 12 Eylül rejimi toplumun üzerine karabasan gibi çöktü ve çökmeye devam ediyor.
Zaman, zaman milyetçi faşizm, zaman, zaman dinci faşizm yönetsede öz değişmiyor. Özellikle 2015'in başından itibaren bu işleyiş ortaklaştı. Zulüm daha da arttı. Işıklar içinde yatsın Vedat Türkali; "zulüm varsa, dirnişte olacaktır" sözüyle bir duruşu net tanımlıyordu. Evet! Ülkemizde mağdurların sayısı her geçen gün artıyorsa, zulüm devam ediyorsa sebebi soldaki duruş bozukluğudur.
Çok uzun yıllardır seçimler "aman ha.... seçimleri sol kazanmasın" kurgusu üzerine geliştirildi. Algılarla insanlara yön verme, her türlü gücü kullanma, hukuku yok sayma anlayışının yönetimde olduğu yerde sessiz kalmak, demokratik tepki vermemek maalesef CHP'nin eski yönetimlerinin uygulamalarıydı. CHP'nin yeni yönetimi, Tandogan Mitingi kararı alınca işte demokratik tepki böyle olur demeye hazırlanırken, Tandoğan Mitingi iptal edildi. Oysaki biz Tandoğan Mitingini siyah yas elbiselerimizi giyerek, elimize sadece Türkiyemizin sembolü bayrağımızı alarak, gencecik askerlerimizin katledilmesini ve iktidarın demokrasi dışı uygulamalarını yine protesto edebilirdik. Olmadı.
Peki 22 senedir aynı iktidarla yönetiliyoruz. Neden?
● İdeolojimizden koparıldık. Özellikle 1995'den itibaren gelen merkezi yönetimler, partimizi sağcılaştırarak ve de sağdan insanları transfer ederek ya da sol kadrolar yerine bürokrat, sağcı veya bir sonraki dönem sağcı partilere rücu edenleri partili insanların önüne koydukları için.
● Kurullar yerine sağcı danışmanları öne çıkararak, partimiz yönettikleri için.
● İktidarın zulüm politikalarına karşı direnmeyi, demokrati tepki tepki vermeyi provokasyon olarak gördükleri için.
● Kürt sorununu çözeme yerine, her seçim öncesi bu sorunu kullanan, PKK'nın silahsızlandırılmasını sağlayamayan sağ iktidarların sahneledikleri terör oyunlarını bozamadığımız için.
● ABD, PKK işbirliğini seyreden iktidarın, koltuk uğruna her şeyi mübah saydığı politikalarını teşhir edemediğimiz ve daha sayabileceğimiz yüzlerce oyunları bozamadığımız için, bugün dahil hala iktidar alternatifi değiliz. Gerçeklerden uzak politikalar, nepotizm bizi çürüttü farkında bile değiliz. Umarım bu seçimlerden önce aklımızı başımıza alırız!
  Bu yazı 3080 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI