Ataşehir escort Ankara escort
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak'tan Haftalık Değerlendirme Raporu/30 Temmuz 2023

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak Her hafta yayımladığı 'Haftalık Değerlendirme Raporu'nu yayımladı. Türkiye ve Dünya Gündemi olarak yayımladığı raporu Sıcak gündem, Ekonomi, Tarım, İç politika, Dış politika başlıklarıyla komuoyu ile paylaştı.
 Tarih: 30-07-2023 11:20:23
CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak'tan Haftalık Değerlendirme Raporu/30 Temmuz 2023

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak'ın 30 Temmuz 2023 tarihli raporu şöyle:

TÜRKİYE VE DÜNYA GÜNDEMİ

SICAK GÜNDEM

  1. ‘Varlık Barışı’ yasalarıyla Türkiye’yi küresel suç örgütlerinin mesken tuttuğu bir ülkeye dönüştüren iktidar, şimdi yükselen borçlanma maliyetini düşürebilmek için Gri Liste’den çıkmak istiyor.
  2. İktidarın düşünce ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıları, İfade Özgürlüğü Derneği’nin Engelli Web 2022 Raporu ile somutlaştı. Haber engellemeleri ve URL yasaklarıyla kamuoyunun gerçekleri bilmesi, haber alması doğrudan yasaklanıyor!

İÇ POLİTİKA

  1. Türkiye’yi her alanda dünya sıralamasında çok gerilere taşıyan iktidar, Ekonomik Özgürlük Endeksi’nde de ‘Ağırlıkla Özgür Olmayan Ülkeler’ kategorisine sürükledi.
  2. Önce ‘dindar ve kindar nesiller’ yetiştirme hedefini ilan eden iktidar, şimdi Türkiye Yüzyılı söylemiyle ‘Teknofest Gençliği’ yetiştirmeye yöneldi. Ancak 2023 YKS sınav sonuç istatistikleri, eğitim sisteminin çöktüğünü gösteriyor!

EKONOMİ

  1. Merkez Bankası, yılsonu enflasyon beklentisini yüzde 22,3’ten yüzde 58’e yükseltti. 2021’den bu yana uygulanan Yeni Ekonomi Modeli ile ekonomik gerçeklerin ve çöküşün gizlendiği ortaya çıktı!
  2. Ekonomik Güven Endeksi, 100’ün altına indi, endekslerinin tamamında gerileme yaşandı. Hanelerin gelecek 12 ayda yoksullaşma endişesi artarken iktidara ve ekonomi yönetimine güvensizlik büyüyor!
  3. İktidar, borç yükünü artıran adımlara hız verirken geçen hafta yaklaşık 50 milyar TL ve 4 milyar dolar yeni borçlanmaya gitti. Sadece haziranda kur artışı nedeniyle toplam borç stokunda 882 milyar TL artış gerçekleşti.

TARIM

  1. Et ve Süt Kurumu (ESK), darboğazdaki yerli besici ve et üreticisi yerine Polonyalı besicilerin imdadına yetişti. Polonya’dan ‘TIR bazlı’ karkas taze kırmızı et ithalatına onay verdi!

DIŞ POLİTİKA

  1. Ukrayna’nın Karadeniz’de tahıl taşıyan gemilere NATO savaş gemilerinin eşlik etmesi talebi, Türkiye üzerinde baskıları arttırırken Karadeniz’de sıcak savaşın yayılması ihtimalini büyütüyor!
  2. Kıbrıs’ta GKRY ve KKTC Liderlerinin kayıp şahıslar için iş birliği yapması, çözüm müzakerelerinin yeniden başlamasına zemin hazırlayabilir.

 

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, ‘Kara para, yolsuzluk, rüşvet ve suç gelirlerinin aklanması’ nedeniyle yaklaşık iki yıldır Gri Liste’de olan Türkiye’yi buradan çıkartmak için çalışmalara hız verdiklerini açıkladı. Aynı günlerde İtalya’da yakalanan 5 ton kokainin teslim adresinin Türkiye olduğu duyuruldu!

Defalarca çıkartılan ‘Varlık Barışı’ yasalarıyla Türkiye’yi adeta kara para, rüşvet ve yolsuzluk kazançlarının, suç gelirlerinin sorgusuz aklandığı, küresel suç örgütlerinin mesken tuttuğu bir ülkeye dönüştüren iktidar, şimdi yasal sermaye akışını sağlamak, küresel piyasalarda ‘kara para ülkesi’ etiketi yüzünden yükselen borçlanma maliyetini düşürebilmek için Gri Liste’den çıkmak istiyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından yaklaşık iki yıl önce Gri Liste’ye alınan Türkiye’nin FATF’ın şart koştuğu 7 kriterden kalan 2’sini gidermek için Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Emniyet ve Jandarma birim yöneticileri ile Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) çalışmalara hız verdiğini ifade etti. Bakan, Gri Liste’de olmanın ülke imajının yanı sıra sermaye akışının azalması, dış piyasalardan alınan sendikasyon kredilerinde maliyet artışı vb. olumsuz etkileri olduğunu dile getirdi.   

Tek adam yönetiminin şeffaf olmayan kamu harcamaları, davet usulü adrese teslim ihaleler, kaynağı belirsiz servetlere defalarca getirilen aflarla, vergi cenneti adalara ve off shore bankalara transfer edilen milyar dolarlık gayri meşru kazançlara zemin yaratması sayesinde ülkemiz, küresel suç örgütlerinin ikametgahına dönüştü.  

Merkez Bankası ödemeler dengesi bilançosunda zaman zaman 20-30 milyar dolara yükselen kaynağı belirsiz döviz giriş-çıkışları bu iktidar döneminde sıradan hale geldi. Uluslararası mafyalar, çeteler, silah ve insan kaçakçıları İstanbul’un lüks semtlerinde işlerini yürütürken şehirlerimizin cadde ve sokakları suç örgütlerinin silahlı çatışmalarına sahne oldu.

Panama, Ekvador, Venezuela, Kolombiya, İspanya, Brezilya’da, ülkemizin önde gelen limanlarında yakalanan uyuşturucu, kokain, metamfetamin, afyon ve İtalya’da geçen hafta yakalanan 5 ton kokainin adresi hep Türkiye! Sözde deport edilen Sırp, Gürcü, Rus, İran, Çeçen, Arnavut ve 72 milletten suç örgütü liderleri tekrar sahte pasaportlarla ülkeye giriş yapıyor. Belçika medyasına yansıyan haberlere göre, ülkedeki en önemli Boşnak ve Arnavut suç organizasyonlarına operasyon yapan Belçika polisi iki örgütün liderlerinin de Türkiye’ye kaçtığını, 500’er bin dolara ev alarak T.C. vatandaşı olduklarını saptadı.

21 yıldır yargıdaki yolsuzluk-ru şvet davalarının, mafyadan ru şvet alan siyasilerin, kamudan adrese teslim davet usulu  ihalelerle kazanılan servetlerin u stu  hep o rtu ldu . Siyasi nüfuz ticareti tebliğini çıkartan MASAK Başkanı ertesi gu n go revden alındı. O yu zden yeni bakanın Gri Liste’den çıkma çabalarına nereye kadar izin verileceg ini, hangi aşamada kendisine ‘ileri gittin, buraya kadar’ denileceg ini yakında birlikte go receg iz.

İktidarın düşünce ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılarının hangi noktaya vardığı, İfade Özgürlüğü Derneği’nin Engelli Web 2022 Raporu ile somutlaştı. 2022 sonu itibarıyla Türkiye’den erişime engellenen internet web sitesi sayısı 712 bin 558’e ulaştı. Bunun yanı sıra sulh hukuk mahkemelerinde tek hakimin aynı günde verdiği kararlarla binlerce habere erişim engeli getirildi!

İletişim, bilişim ve hukuk alanındaki akademisyenlerin oluşturduğu İfade Özgürlüğü Derneği (İÖD) tarafından 2018’den bu yana her yıl çıkarılan Engelli Web Raporu’nun 2022 yılına ilişkin son çalışması geçen hafta yayınlandı. Düşünce ve ifade özgürlüğü üzerindeki yasaklama, engelleme ve baskıların hangi noktalara vardığını ortaya koyan ve tamamıyla mahkemelerin verdiği erişim engelleme kararlarıyla ilgili istatistiklerin derlendiği 2022 raporuna göre, 2022 sonu itibarıyla Türkiye’den erişime engellenen web sitesi, haber portalı, internet sitesi sayısı 712 bin 558’e yükseldi. İktidar engelleme için bir yandan hisseleri Türkiye Varlık Fonu (TVF) kontrolüne ve yönetimine alınan Türk Telekom ve diğer operatörlerin fiber internet altyapısını geliştirmelerini engelleyerek internete erişim ve internet hızını kısıtlayıp, internet erişimini zorlaştırıyor. 5651 sayılı İnternet Yayınları Yasası, Dijital Medya Yasası, geçen yıl çıkartılan Dezenformasyon Yasası vb. düzenlemelerle internet ve sosyal medya alanı kontrole alınıyor. Ayrıca tek hakimin görev yaptığı Sulh Ceza ve Sulh Hukuk Mahkemelerinden süratle çıkartılan erişim yasağı kararlarıyla iletişim, paylaşım ve haberleşme alanı daraltılıyor.  

  • İ O D’nin 2021 yılı Engelli Web raporuna da mahkeme kararıyla erişim yasag ı getirildi. Muhtemelen geçen hafta derneg in resmi internet sayfasında yayınlanan ‘Sulh Ceza Hakimliklerinin Go lgesinde Anayasa Mahkemesi’ başlıklı 2022 Engelli Web raporuna da erişim engellenecek.

Sadece mahkemeler değil, iktidara bağlı Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK), kamu kurumları, iktidara mensup siyasiler, iktidara yakın dernek ve vakıflar, iktidara yakın özel şirketler, holdingler, müteahhitler her haberde anında başvurup erişim yasağı ve içerik çıkartma kararları çıkartıyorlar. Rapora göre 2022 sonu itibarıyla Türkiye’den erişime engellenen 712 bin 558 web sitesinden 496 bini yargı kararı olmaksızın BTK tarafından engellenmiş. Sulh mahkemesi hakimlerince verilen engelleme ve erişim yasağı kararlarının sayısı 44 bin. İnternet sitelerine yönelik engellemelerin yanı sıra, doğrudan sitelerde yer alan haber ve yazılara, köşe yazılarına, yorum ve analizlere yönelik 543 Sulh Mahkemesi Hakimliği tarafından verilen URL engelleme kararlarının sayısı 35 bin, sitelerden kaldırılmasına karar verilen URL sayısı 29 bin.  

2022'de engellenen haber sayısı 6528, yayından kaldırılan haber sayısı ise 5388’e ulaşarak geçmiş tüm yıllara kıyasla ‘rekor’ kırdı.  

Haber engellemeleri ve URL yasaklarıyla kamuoyunun gerçekleri bilmesi, haber alması dog rudan yasaklanıyor. İ fade O zgu rlu g u  Derneg i’nin Engelli Web raporu da erişime engellenerek kamuoyunun yasaklama kararlarının gerekçesini, yapılan hukuksuzlukları o g renmesi de engellenmiş oluyor!

Türkiye’yi her alanda dünya sıralamasında çok gerilere taşıyan iktidar, Ekonomik Özgürlük Endeksi’nde de ‘Ağırlıkla Özgür Olmayan Ülkeler’ kategorisine sürükledi. Ekonomik özgürlük kriterlerinde dünyada 104’üncü sırada yer alan Türkiye; mülkiyet hakları, hukuk, devletin ve bütçenin şeffaflığı, yatırım ve finansal özgürlük gibi alanlarda dünya ortalamasının gerisinde kaldı!

Türkiye, iktidarın 21 yıllık uygulamaları ile uluslararası alanda hemen tüm siyasi, insani, demokratik endekslerde en alt sıralara gerilerken iktidarın başarılı olduğunu iddia ettiği ekonomi alanında da alt sıralara inmeye devam ediyor. Küresel Ekonomik Özgürlük Endeksi 2022 verileri ve yapılan sıralamada 104’üncü olan Türkiye, endeksteki ekonomik özgürlük kategorilerinde de ‘Ağırlıkla Özgür Olmayan Ülkeler’ arasında yer aldı.  Mülkiyet hakları, adli etkinlik, devletin ve bütçenin şeffaflığı, finansal, yatırım ve iş yapma özgürlüğü, çalışma ve emek özgürlüğü, devlet harcamaları, vergi yükü, devletin dürüstlüğü gibi kriterler üzerinden yapılan ölçümlemeler sonrasında dünyada 104’üncü olan Türkiye, Avrupa’da sondan üçüncü olarak 41’inci sırada yer aldı.

Ağırlıkla ekonomik özgürlüğü olmayan ülkeler kategorisinde Türkiye’nin yanı sıra Ruanda, Uganda, Namibya, Çad, Lesoto, Kenya vb. Afrika ülkeleriyle Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan vb. Orta Asya ülkeleri yer alıyor.  

  • 100 u zerinden yapılan puanlamada Tu rkiye’nin pek çok kriterdeki puanı 50’nin altında.

Türkiye en düşük puanı 24 ile adli etkinlik, hukuk ve yargıda alırken, ikinci en düşük puan 37 ile devletin dürüstlüğü alanında. Parasal-finansal özgürlük, çalışma ve emek özgürlüğünde 50 düzeyinde puanı olan Türkiye, bu alanlardaki özgürlük açısından da gerilerde. Vergi yükünde ise 73 ile en yüksek puanlardan birisi Türkiye’de ve bu da geniş kesimlerin ağır vergi yükü altında ezildiğinin göstergesi.

İktidar son günlerde AB ile yeniden yakınlaşmak, üyelik sürecini canlandırmak yönünde söylemleri dillendiriyor. Hazine ve Maliye Bakanı geçen hafta Viyana’da katıldığı konferansta benzer şekilde AB’nin Türkiye’den vazgeçemeyeceğini, Gümrük Birliği Anlaşmasının güncellenmesinin hem AB hem de Türkiye’ye katkı sağlayacağını ifade etti. İktidar dış kaynak bulma telaşıyla Türkiye’nin önemini gündeme getirirken, yatırımcının asıl beklediği güven, hukuk güvencesi, şeffaflık ve öngörülebilirlik, demokrasi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığından söz etmiyor. Böyle olunca da şeriatla yönetilen Körfez emirlikleri dışında kapısını çalabileceği, para veya yatırım talep edebileceği kimse kalmıyor.

Ekonomik Özgürlük Endeksi 2022 sonuçları, gelişmiş demokratik u lkelerin, batılı ve ku resel sermayenin kaynak ve yatırım için bir u lkede aradıg ı kriterlerin neredeyse tamamında Tu rkiye’nin du nya ortalamasının da çok altında oldug unu ortaya koyuyor.  Endeksteki kriterler ve u lkeler sıralamasında ortaya çıkan bu tablo aynı zamanda iktidarın yatırım-sermaye çekmek için ilk olarak hangi alanlarda ivedi adımlar atması gerektiğini de gözler önüne seriyor. 

İktidarın eğitim sistemini adeta yangın yerine dönüştürdüğü Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasıyla açığa çıktı. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin sınav sonuç istatistikleri 100 binin üzerinde lise mezununun YKS’de ‘sıfır’ çektiğini ortaya koyarken, alan sınav sorularına verilen yanıt ortalamaları ise gençlerin geleceğinin ellerinden alındığını gösterdi!

Cumhurbaşkanı Erdoğan 21 yıllık iktidarı süresince en fazla değişikliği Milli Eğitim Bakanı atamalarında yaptı. Önce ‘dindar ve kindar nesiller’ yetiştirme hedefini ilan eden iktidar son dönemde ise Türkiye Yüzyılı söylemiyle ‘Teknofest Gençliği’ yetiştirme iddiasında. Ancak Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) açıkladığı 2023 YKS sınav sonuç istatistikleri ve puanları tam aksine yetersiz eğitimle bilgisiz ve rekabet gücünden yoksun nesillerin yetiştiğini ortaya koyuyor. YKS sonuçları açıklandığında herkes kişisel başarı öykülerine, sınav birincilerine, en yüksek puan alan ilk bin, 5 bin öğrenciye odaklanırken, sınava giren 2,5 milyon gencin hazin ve gerçek tablosu göz ardı ediliyor. Yerleştirme sonuçlarıyla gençler üniversitelere yerleştirilirken başta deprem bölgesi olmak üzere barınma ve eğitim sorunlarının yakıcılığından, yurtların yetersizliğinden, artan fahiş kiralardan söz edilmiyor.  

Geçen sene binlerce öğrenci kira, barınma, yurt yetersizliği, maddi yoksunluk nedeniyle bir başka şehirde yerleştirildiği bölüme kaydını yaptırmadı ve çok sayıda kontenjan boş kaldı. Şimdi deprem nedeniyle çok daha ağır bir tablo on binlerce genci bekliyor. Pek çok üniversite hâlâ yüz yüze eğitim yapıp yapamayacağını açıklamadı. Pandemi nedeniyle iki yılı aşkın süre ara verilen yüz yüze eğitimin ağır yansımaları YKS sınav sonuçlarında kendisini gösteriyor. ÖSYM’nin açıkladığı YKS sınav sonuç istatistiklerine göre 100 bini aşkın lise mezunu sınavda sıfır puan çektiği için puanı hesaplanmadı. YKS sonuçları ve ortalamalarla ilgili veriler TYT (Temel Yeterlik Testi), AYT (Alan Yeterlik Testi) ve YDT (Yabancı Dil Testi) sonuçları olarak veriliyor. Verilere göre AYT’de;  

  • 24 Tu rk Dili ve Edebiyatı sorusuna verilen dog ru yanıt ortalaması 5,7
  • 40 matematik sorusunda dog ru yanıt ortalaması 7,6
  • 14 fizik sorusunda dog ru ortalaması 2,5
  • 13 kimya sorusunda doru ortalaması 1,7 ✓ 13 biyoloji sorusunda ise dog ru ortalaması 2.
  • Tarih-1 testi 10 soruda dog ru ortalaması 1,7.
  • Felsefe testinde 12 sorudan dog ru ortalaması 1.8
  • Din ku ltu ru ve ahlak bilgisi 6 soruda ortalama dog ru 1,4 ✓ Yabancı dil testinde 80 soruda 40 ortalamayı yakalayan yok!

İ ktidar yıllardır bu tçede Milli Eg itim’e ayrılan payı su rekli artırdıg ını, en bu yu k kaynag ı eg itime ayırdıg ını savunuyor. Kitapların bedava dag ıtılmasıyla o vu nu yor. Ancak u stteki dog ru ortalamalarına bakıldıg ında sonuç, tıpkı ekonomide yerli-milli yeni ekonomi modeli gibi, eg itim sisteminin de tam anlamıyla ço ktu g u nu , gençlerin bilgisiz ve donanımsız oldug unu sergiliyor. Gençlerin geleceğini yok etmek ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür. 

Merkez Bankası (MB), Enflasyon Raporu’nda yılsonu beklentisini yüzde 22,3’ten yüzde 58’e yükseltti. Enflasyon hedefini 36 puan birden artıran yeni MB Başkanı Gaye Erkan, 2021’den bu yana uygulanan Yeni Ekonomi Modeli ile ekonomik gerçeklerin ve çöküşün gizlendiğini ortaya koydu!

Merkez Bankası (MB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, 2022 sonu ve bu yılın ilk iki enflasyon raporlarında yüzde 22,3 olarak duyurdukları yılsonu enflasyon hedefinin 36 puan artırılarak yüzde 58’e yükseltildiğini açıkladı.  

Yılın ilk 6 ayında TÜİK’in yüzde 19,77 olarak açıkladığı ‘resmi’ enflasyonun temmuzdan itibaren kalan 6 ayda yüzde 36 olacağı ve yıllık yüzde 58’e ulaşacağının ilan edilmesi, iktidarın ikinci yarı yıl için temmuzda yaptığı yüzde 25’lik maaş zammındaki enflasyon hesabının milyonlarca emekli, asgari ücretli, çalışan ve dar gelirli için bilinçli bir aldatmaca olduğunu ortaya çıkarttı. CB Erdoğan seçim meydanlarında ve seçim sonrası yaptığı açıklamalarda ‘herkes hesabını yılsonunda yüzde 20 enflasyona göre yapsın enflasyonu düşüreceğiz’ derken, MB’nin bunun 3 katı düzeyindeki enflasyon hesabını halktan gizlediği açığa çıkıyor.  

MB’nin 2024 için yüzde 33, 2025 için yüzde 15 olarak duyurduğu enflasyon hedefleri, CB Erdoğan’ın yüzde 20 söyleminin de gerçek dışı ve aldatmacadan ibaret olduğunu sergiliyor. Kaldı ki yeni MB Başkanının önceki başkana göre bankacılar ve piyasa aktörleri tarafından daha ‘gerçekçi’ bulunan yüzde 58’lik hedefinin de yılsonunda aşılması, yüzde 60-65 düzeyinde bir enflasyonun gerçekleşmesi ihtimali çok yüksek. Yapılan zamlar ve vergi artışları sonrası iktidardan TÜİK’e bir talimat gitmezse sadece temmuzda aylık en az yüzde 10 enflasyon artışı bekleniyor. Bu da MB’nin kalan 6 aydaki 36 puanlık enflasyon hedefinin üçte birinin bir ayda gerçekleşmesi demek.  

MB’nin önceki Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun seçim öncesi 4 Mayıs’ta açıkladığı II. Enflasyon Raporu’nda yılsonu gıda enflasyonu hedefi yüzde 27,9 iken, III. Enflasyon raporunda 2,5 kat artışla yüzde 61,5’a yükseltildi. Seçim sonrası 2 ayda yapılan yüzde 80100 arası zam ve vergi artışlarıyla, MB’nin gıda enflasyonu hedefini 2,5 kat yükseltmesi, gıdada zamların katlanarak süreceğini gösteriyor.  

Basın toplantısı sonunda, salondaki banka ve aracı kurum yöneticilerinin MB Başkanını ayakta alkışlamaları, MB’nin kurumsal saygınlığı ve ciddiyetiyle bağdaşmıyor. Bu alkışlar banka, para, döviz, yatırım piyasalarının yaklaşık 2,5 yıldır arka kapı politikalarıyla yürütülen bir ekonomiden ‘rasyonelliğe dönüş’ sevinci olarak görülse de para otoritesini temsil eden MB Başkanının ağırlığı ve konumuyla örtüşmeyen bir durum.

Yu zde 58 enflasyon hedefine karşılık, yu zde 17,5’a çıkarılan politika faiziyle enflasyon arasındaki makasın 40 puanın u stu nde olması ciddi bir zafiyet ve çelişki. Bu durum, iktidarın enflasyon ve do vizdeki artışla ciddi mu cadele için ‘enflasyonun u zerinde politika faizi’ icazeti vermedig ini go steriyor. Ayrıca ortada bir ekonomik program olmadıg ı, yeni ekonomi yo netiminin de iktidarın gu nu  kurtarma amacına hizmet dışında bir fonksiyonunun bulunmadıg ı anlaşılıyor.        

Ekonomik Güven Endeksi eşik değer olan 100’ün altına inerken, endekse yansıyan hanelerin gelecek 12 ayda daha da yoksullaşma endişesi, iktidara ve ekonomi yönetimine güvensizliği büyüttü. Sanayi, inşaat, perakende ticaret ve reel kesim güven endekslerinin tamamında gerileme yaşandı ve geleceğe dönük beklentiler kötüleşti!

Ekonomide oluşturulan yeni yönetimin ‘rasyonel zemine geçiş’ vaatlerine rağmen, artan belirsizlik, alınacak kararlara ve uygulanacak programlara yönelik öngörülemezlik temmuzda genel ve sektörel güven endekslerinin tümünde sert düşüşlere yol açtı.

Güven endekslerinin çatısını oluşturan Ekonomik Güven Endeksi (EGE), haziran ayında 101,1 değeriyle eşik değer olan 100’ün üzerinde iken temmuzda peş peşe yapılan zamlar ikiye katlanan vergiler, döviz kurları ve enflasyonda hızlı yükselişi tetikleyen gelişmeler sonrasında yüzde 1,8 azalarak 99,3 değerine indi. Böylece EGE, güç bela aştığı eşik değerin altına indi. Çatı endeks EGE’nin hesaplanmasında ana unsurları oluşturan diğer güven endekslerinin temmuz ayında gösterdikleri güven performansı şu şekilde gerçekleşti:

  • Tu ketici Gu ven Endeksi (TU GE) temmuzda bir o nceki aya go re yu zde 5,9 oranında azalarak 80,1 deg erine indi.
  • Reel kesim (imalat sanayi) Gu ven Endeksi (RKGE) yu zde 0,8 oranında azalarak 104,9 deg erine du ştu .
  • Hizmet Sekto ru Gu ven Endeksi yu zde 0,6 oranında azalarak 117,3 deg erine geriledi.
  • Perakende Ticaret Sekto ru gu ven endeksi yu zde 2,6 oranında azalarak 114,7 deg erine du ştu .
  • İ nşaat Sekto ru Gu ven Endeksi de temmuzda yu zde 0,9 oranında azalarak 88,1 deg erini aldı.

Özellikle reel kesim ve imalat sanayii güvenindeki gerilemeyle; kapasite kullanımı, üretim, satışlar, siparişler ve istihdam açısından önümüzdeki 6 ay ve 1 yıla dönük beklentilerin kötüleşmesi sanayicinin, imalatçının, ihracatçının ciddi endişe içinde olduğunu gösteriyor. Bunun yanı sıra hanelerin, ailelerin, bireylerin mevcut durumunu ve gelecek 12 aya ilişkin beklentilerini yansıtan TÜGE’nin alt endekslerinde; mevcut dönemde (temmuz) hanenin maddi durumu endeksi yüzde 6,6 gerileyerek 64 puana inerken, gelecek 12 aya dönük hanenin maddi durum beklentisi de yüzde 7,7 azalışla 79 puana düştü. Bu güven düşüşleri, gelecek 12 ayda daha da yoksullaşma kaygısını yansıtıyor. TÜGE’nin alt endekslerinden ‘Gelecek 12 ayda ekonomik durum beklentisi’ ile ilgili anket sonuçlarını yansıtan endeks verisinin temmuzda bir önceki aya göre yüzde 11,3 birden gerileyerek 82,2 puana indi.  

Merkez Bankası ve TU İ K tarafından birlikte gerçekleştirilen gu ven endeksi anketlerinde haziran ayında ortaya çıkan sonuçlardaki ko tu leşmenin, temmuz anketinde hazirana kıyasla daha da ileri boyutlara ulaşması, sanayiciden tu ccara, inşaatçılardan hizmet sekto ru nde faaliyet go steren işletmelere ve nihayet hanelere, bireylere kadar yaygınlaşması ülke genelinde topyekûn büyüyen kaygıları ortaya koyuyor.

İktidarın ‘liralaşma’ stratejisine karşın, haziran sonu itibarıyla toplam borç stokunda dolarizasyonun ve dövize endeksli borçların payı yüzde 70’e yaklaştı. Döviz cinsi borçların artan payı ve haziranda yüzde 30’a varan kur artışları toplam borç stokunu bir ayda 882 milyar TL yükseltti!

İktidar, borç yükünü artıran adımlara hız verirken geçen hafta yaklaşık 50 milyar TL ve 4 milyar dolar yeni borçlanmaya gitti. Sadece haziranda kur artışı nedeniyle toplam borç stokunda 882 milyar TL artış gerçekleşti. Tek adam yönetim sistemine geçmeden önce 2017 sonunda iç ve dış toplam borç stoku tutarı 876 milyar TL idi. Diğer deyişle 2017 sonuna gelindiğinde Türkiye’nin toplam borcu, sadece bu yılın haziran ayında kur farkı nedeniyle bir ayda gerçekleşen artışın altındaydı. 2018’den bu yana içeriden ve dışarıdan döviz cinsi veya dövize endeksli borçlanmalarla her yıl trilyonun üzerinde yükselen borç stoku 2022 yılsonunda 4 trilyon TL iken, 6 ayda 1,6 trilyon TL daha artarak haziran sonunda 5,6 trilyona yükseldi. Toplamı 5,6 trilyon TL’ye ulaşan borç stokunun 2,5 trilyonu TL cinsi iç borç iken 3,1 trilyonu ise döviz veya dövize endeksli borçların TL karşılığından oluşuyor. İç borç stoku içinde döviz endeksli olarak içeriden yapılan borçlanmalar yer aldığı için kurlar arttığında dövize endeksli iç borçlardan ötürü iç borç stoku durduğu yerde yükseliyor. Toplam borç içinde döviz veya dövize endekslilerin payı yüzde 67’yi buluyor.

İktidarın sözde ‘liralaşma’ deyip, icraatta ülke hazinesini dolarizasyona bağımlı hale getirdiğini, yabancı parayla borçlanıp Türkiye’nin bağımsızlığını tehlikeye attığını, gelecek nesillerin ve onların çocuklarının da geleceğini dövizcilere ipotek ettiğini sergiliyor. Nitekim geçen hafta üst üste yeni borçlanma ihaleleri gerçekleştiren hazine, 24 Temmuz’daki ihalede 19,8 milyar TL borçlandı. 25 Temmuz’da yapılan ve birisi TÜFE’ye endeksli 2 ayrı devlet tahvili ihalesinde ise toplam 29 milyar 530 milyon lira borçlanmaya gitti. TÜFE yükseldikçe tutarı ve faizi artacak olan bu borcun yanı sıra, yıllık faiz ödemeli diğer devlet tahvili ihalesinde ise MB’nin yüzde 17,5 politika faizine karşılık hazinenin ödeyeceği faiz yüzde 19,83 oldu.

Hazine böylece 2 günde toplam 49,3 milyar TL yeni borçlanmaya giderken, ABD doları cinsinden yapılan bir başka tahvil ihalesinde de 4 milyar dolar döviz cinsinden borçlanma gerçekleştirildi. Geri ödemesi 23 Temmuz 2025’te yapılacak dolar cinsi tahvillerin tutarı 3 milyar 870 milyon dolar, İslami Tahvillerin (sukuk-kira sertifikası) tutarı ise 132 milyon 734 bin dolar. Haziran sonunda 5,6 trilyona ulaşan borç stokunun yeni borçlanma ihaleleriyle temmuz sonunda 6 trilyonu bulması söz konusu. 2,1 trilyon TL tutarında ilave borçlanma yetkisi alan CB Erdoğan ve Hazine, bu tutarı da borçlandıklarında yılsonunda en iyimser tahminle toplam borç stokunun 9-10 trilyona ulaşması söz konusu. 

Do viz kurlarındaki artış nedeniyle borç stokunun bir ayda 882 milyar TL arttıg ı dikkate alındıg ında MB beklenti anketinde 30 TL’yi aşacag ı o ngo ru len dolar kurunun ve MB’nin yılsonunda yu zde 58 olarak hedefledig i enflasyon artışının etkisiyle gerek do viz cinsi ve do vize endeksli gerekse TU FE’ye endeksli borçlardan dolayı yılsonu toplam borç stokunun 12-13 trilyon TL’ye ulaşması sürpriz sayılmaz!

Et ve Süt Kurumu (ESK), darboğazdaki yerli besici ve et üreticisi yerine Polonyalı besicilerin imdadına yetişti. ESK Polonya’dan ‘TIR bazlı’ karkas taze kırmızı et ithalatını duyurdu. ESK, Polonya etinin toptan kilosunu KDV hariç 195 TL’den satacak. Muhtemelen tüketiciye satış fiyatı 250-300 TL’den düşük olmayacak!

Kuruluş yasasında besiciyi, et ve süt üreticisini destekleme, hayvancılığı geliştirme görevi verilen Et ve Süt Kurumu (ESK) yine yerli besiciyi adeta görmezden gelerek yabancı besicilerin kurtarıcısı rolüne büründü. ESK tarafından 24 Temmuz’da yapılan duyuruyla Polonya’dan taze karkas kırmızı et ithal edileceği belirtilerek; şarküteri, market zinciri ve et işleme tesisi sahiplerinin ‘TIR bazlı’ karkas et alımı için 26 Temmuz’a kadar en az 1 TIR olmak şartıyla başvuruda bulunmaları istendi.

ESK ‘Kamu ihale kanununa tabi olmaksızın’ Polonya’dan TIR’la gelecek etleri sadece İstanbul’daki ESK tesisinde alıcılara teslim edecek. Etin taşınması, depolanması, nakliyesi, işlenmesi alıcıya ait olacak. ESK Polonya etinin kilosunu alıcılara 195 TL’den satacak ancak teslim anında bu fiyata KDV ilave edilecek ve ESK aynı zamanda fiyatı değiştirme, güncelleme, artırma hakkına da sahip olacak.  TIR bazlı ithal Polonya etinin hangi başvuru sahiplerine satışına bir komisyon tarafından karar verilecek ve etin bedeli aynı gün nakit olarak ödenecek. ESK’nın ithal et alacak şirket ve işletmelerden iki gün içinde başvuru yapılmasını istemesi oldukça dikkat çekici! Et fiyatlarının geldiği nokta ortada iken Polonya’dan TIR’la getirilecek eti almak isteyenlere sadece iki gün süre verilmesi iktidara yakın bazı alıcılara, market zincirlerine önceden rezervasyon yapıldığı ya da bilgi verildiğini, ucuz ithal etin belirli alıcılara tahsis edileceğini düşündürüyor!

Mevcut market zincirlerinde halen kilosu 299,90 TL’den satılan en ucuz kıymanın Polonya’dan ithal edilecek etle fiyatının düşürülmesi ESK’nın ilan ettiği koşullarda zor görünüyor. KDV hariç 195 TL’den alıcıya verilecek toptan etin sadece İstanbul’da teslim edilecek olması, diğer 80 ilden başvuruda bulunacak alıcılar açısından ciddi ek maliyetlerin ilavesini gerektiriyor.  

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) son iki ayda yüzde 89’a ulaşan akaryakıt zamları, benzin ve mazottaki KDV ve ÖTV artışları sonrasında marketlerde, pazarlarda satılan kavun-karpuz-sebze-meyve fiyat etiketlerinin yüzde 80’inin şehirlerarası nakliyedeki mazot maliyetinden kaynaklandığını bildirdi. 14 Mayıs seçiminden bir gün önce benzinin litresi 19,81 TL; motorin 18,59 TL idi. Şu anda ise benzin 36,06 TL, mazotun litresi son artışla 35,40 TL oldu. Muhtemel yeni zamlarla bu fiyatlar yeniden artacak.

ESK’nın İ stanbul’da KDV hariç kilosunu 195 TL’den vereceg i kırmızı etten elde edilecek kıymanın market ve şarku terideki nihai satış fiyatı, şehirlerarası sog utuculu TİR’larla nakliye, sog uk hava depolarında muhafaza, işleme, işçilik, şehir içi nakliye ve KDV ilavesiyle en iyimser tahminle 300-350 TL du zeyinde olacak. Polonya’dan et ithaline o denecek milyonlarca dolar yerli besicinin, et fiyatının ve tu keticinin su bvanse edilmesinde kullanılırsa, et ve tüm temel gıdalarda KDV sıfırlanırsa et fiyatını aşağı çekmek daha mümkün olacaktır.  

Karadeniz’de sıcak savaşın yayılması endişesi büyüyor. NATO’nun Karadeniz’de tahıl taşıyan gemilere ‘savaş gemileriyle’ eşlik etmesini talep eden Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ayrıca, Odessa’ya misilleme olarak Rusya’nın Novorossiysk limanını bombalama çağrısı yaptı!

Rusya, Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekildikten sonra Ukrayna’ya giden-gelen sivil yük gemilerini ‘askeri hedef’ ilan edip deniz blokajı uygulamaya başladı. Ukrayna da misilleme olarak Rusya’nın işgalindeki Kırım’a giden tüm gemileri ‘askeri hedef’ ilan etti. Bu gelişmeler üzerine Ukrayna ve batılı ülkeler NATO’nun Karadeniz’e çıkması çağrısı yaparken, savaşın yayılması endişeleri büyüyor.

11-12 Temmuz’daki NATO zirvesinde, NATO-Ukrayna Ortak Konseyi kurulması kararlaştırılmıştı. Tahıl anlaşmasının 18 Temmuz’da sona ermesinden bir gün önce Kırım köprüsünü bombalayan Ukrayna’ya ABD ve İngiltere’nin denizaltı SİHA’larıyla stratejik ve teknolojik destek verdiği ortaya çıktı. Rusya misilleme olarak Ukrayna’nın Odessa limanına, limandaki tahıl depolarına bombardıman gerçekleştirdi. Bu gelişmeler ardından Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy NATO-Ukrayna Ortak Güvenlik Konseyi’ni acil toplantıya çağırdı. Ukrayna limanlarına yönelik tahıl gemilerinin güvenliğinin Karadeniz’e çıkacak NATO savaş gemileri tarafından sağlanmasını, ayrıca Odessa’ya misilleme olarak Rusya’nın Karadeniz’deki liman şehri Novorossiysk’e saldırı düzenlenmesini istedi.  

26 Temmuz’daki NATO-Ukrayna Ortak Konsey toplantısında yapılan açıklamada Rusya’nın NATO üyesi Bulgaristan’ın Karadeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgelerini (MEB) ihlal ettiği öne sürülerek; ‘NATO’nun Ukrayna’ya tam destek verdiği, ayrıca ittifak topraklarının her santimetresini saldırıdan korumaya yönelik hazırlıkların sürdüğü’ ifade edildi. NATO üyesi Bulgaristan ve Romanya donanmaları teyakkuza geçirildi. Yunanistan’ın ABD’ye tahsis ettiği Ege, Karadeniz ve Balkanlara süratle müdahale olanağı veren Dedeağaç limanı ve üssünün Fransa ordusuna da açılması, çarpıcı bir gelişme. NATO Müttefik Kuvvetler eski komutanı James Stavridis, NATO ülkelerine ait gemilerin Karadeniz'de tahıl taşıyan ticari gemilere eşlik etmesi, saldırı halinde karşılık vermesi için NATO’ya çağrıda bulundu.

Gelişmeler, Rusya-Ukrayna savaşında tarafsızlık politikası izleyen, hiçbir ülkenin savaş gemisinin Karadeniz’e geçişine izin vermeyeceğini ilan eden Türkiye üzerinde Montrö’nün delinmesi ve NATO savaş gemilerinin geçmesi baskısının artacağını işaret ediyor. NATO’nun Karadeniz’de Türkiye öncülüğünde bir ‘NATO Karadeniz Görev Gücü’ kurmaya hazırlandığı belirtiliyor.  

✓ Bo yle bir oluşum Tu rkiye’yi taraf olmaya mecbur edecektir. 

Su recin bir plan dahilinde ilerledig i, ABD ve batılı u lkelerin tahıl anlaşmasındaki taahhu tlerini yerine getirmeyerek Rusya’yı çekilmeye zorladıkları ve ardından da bunu bahane ederek Ukrayna lideri Zelenskiy’e ‘NATO’yu Karadeniz’e çag ırma’ rolu  verdikleri anlaşılıyor. Zelenskiy’in Karadeniz’de sıcak savaş olasılıg ını artıracak, çatışmayı yaygınlaştırıp savaşın taraflarını genişletecek bu girişimleri, aynı zamanda u çu ncu  du nya savaşının fitilini Karadeniz’de ateşleyecek ciddi riskler içeriyor.

Son dönemde İsveç’in NATO üyeliğine onay vermeyi kararlaştıran iktidarın buna karşılık Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinin canlandırılmasını gündeme getirmesi ile başlayan tartışmalarda demokratikleşme, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler, insan hakları vb. engellerin ötesinde en önemli sorunlardan birisi olan Kıbrıs konusunda adadaki iki tarafı bir araya getiren sıcak bir gelişme yaşandı.

2004’te Annan Planı’nı referandumda reddetmesine rağmen AB üyeliğine alınan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan, Türkiye’nin AB üyeliği ve müzakere sürecini engelleyen ülkelerin başında geliyor. Zaman zaman bu ikiliye Fransa ve Avusturya da katılıyor. AB ise müzakere sürecinin ilerlemesi, yeni fasılların açılabilmesi için diğer pek çok kriterin yerine getirilmesi yanında Türkiye’nin GKRY’yi resmi olarak tanıması, Türkiye limanlarının GKRY’ye açılması vb. koşullar ileri sürüyor.

Birleşmiş Milletler (BM) gözetimindeki Kıbrıs çözüm müzakereleri uzun süredir kesilmiş durumda. Garantör ülkeler olan Yunanistan, Türkiye ve İngiltere’nin de yer aldığı müzakere sürecinde Rum-Yunan tarafı iki toplumlu Federasyon modeli Kıbrıs Cumhuriyeti’ni öne sürerken, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ise Cenevre’deki son müzakerede ‘İki devletli’ çözüm modeli dışında adım atmayacağını ilan edince müzakereler kesildi.

Geçen hafta yaşanan bir gelişme ise müzakerelerin yeniden başlaması, adadaki Türk ve Rum taraflarının bir araya gelmesi, farklı alanlarda iş birliği yapması beklentilerini yeniden canlandırdı.  

✓ Kıbrıs’ta 1963, 1964’teki çatışmalarda ve son olarak 1974 Barış Hareka tı sırasında her iki taraftan kayıp olanların bulunması, akıbetlerinin ortaya çıkarılması, kimliklerinin saptanması amacıyla yıllardır yu ru tu len çalışmaların desteklenmesi ve hızlandırılması için GKRY ve KKTC Cumhurbaşkanlarının bir araya gelmesi gerek taraflar gerekse AB tarafından memnuniyetle karşılandı.

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve GKRY’nin yeni seçilen Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, adanın iki kesiminde güven artırıcı önlemleri güçlendirme çerçevesinde

Lefkoşa'daki Yeşil Hat ara bölgesinde bulunan Kayıp Şahıslar Komitesi (KŞK) Antropoloji Laboratuvarı'na ortaklaşa ziyaret etti. KŞK’nin derlediği rakamlara göre, kayıp olan 1510 Kıbrıslı Rum ve 492 Kıbrıslı Türk'ten, 769 Rum ve 200 Türk hala bulunamadı. Kalıntılarına ulaşılamadığı gibi akıbetleri de bilinmiyor. İki cumhurbaşkanı ziyaret sonrası yaptıkları ortak açıklamada kaybolan kişilerin kalıntılarını bulmak, ortaya çıkarmak ve kimliklerini tespit etmek için 2006'dan bu yana çalışa

Etiketler
  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER SİYASET Haberleri
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI