Dursun Bulut’tan CHP’de Kongre Süreci ve Siyasi Gündeme İlişkin Değerlendirme: “Ne Ektiysek Onu Biçeceğiz”

Eski CHP Parti Meclisi Üyesi Dursun Bulut, “Ne Ektiysek Onu Biçeceğiz!” başlıklı değerlendirmesinde CHP’de yaşanan iç tartışmalar, kongre süreci, “mutlak butlan” tartışmaları ve Türkiye’deki siyasi gelişmelere ilişkin görüşlerini paylaştı.
 Tarih: 20-09-2026 15:56:20
Dursun Bulut’tan CHP’de Kongre Süreci ve Siyasi Gündeme İlişkin Değerlendirme: “Ne Ektiysek Onu Biçeceğiz”

Eski CHP Parti Meclisi Üyesi Dursun Bulut, kaleme aldığı kapsamlı değerlendirmede....

NE EKTİYSEK ONU BİÇECEĞİZ!

Mutlak Butlan kelimesi ilk telaffuz edildiğinde hukukçu olmadığım için sözlüğe bakmıştım. Sözlükte şöyle yazıyordu: Kendisinden sonra gelen işlemlerin tümünün yok sayılması ve önceki karara dönülmesiymiş. CHP açısından ne anlama geliyordu? 2022 Kurultayından sonraki tüm kongreleri yok saymaktı. 
Mutlak Butlanın konuşulduğu dönemlerde, 1 Haziran 2025 tarihinde sayfama koyduğum yazıda şunları söylemişim: "AKP'nin tuzağına düşerek ve 'Mutlak Butlan' oyununa gelerek, yasal hakkımız, yargı bu görevi verdi" diyip, görevden düşürülen gruba kucak açılmazsa, ya da diğer grubun, "partiyi AKP eliyle ele geçirdiler" diyerek, görev kabul edenleri hain ilan ederlerse, bu ölümcül bir intihar olur" diye ifade etmeye çalışmıştım. 
Gidişatın bölünmeye gideceği endişesi nedeniylede bunları sıkça tekrar etmiştim. Ancak kimseye anlatamadım. Her iki kesimin temsilcileri, yan yana gelip uzlaşma yerine, düşmanlık hukukunu tercih ettiler.
Bu davranışlar öyle bir noktaya geldi ki, AKP iktidarının, bir avuç zengini daha zengin yapmak için uyguladığı politikalar unutuldu, birbirimize düştük. Partilerdeki ve ülkemizdeki çürümeler, içine çöken bir obruka dönüştü. 
Bu sadece Türkiye için söz konusu değil, gelişmiş ülkelerde burjuva demokrasisi tel tel dökülüyor, Sosyal Demokrasi kan kaybediyor ve "radikal sağın" ayak sesleri her gün biraz daha fazla duyuluyor. En son Amanya'nın Aşağı Saksonya'daki faşist AfD'lilerin ayak seslerinin duyulması gibi….
AKP İktidarı, 2024 Mart seçimlerinden sonra kazanmayı sadece ama sadece, CHP''nin parçalanmasında ve birbirlerine düşman edilmesinde gördü. Başardı da. Şimdi sıra tıpkı 2015 deki seçimlerden olduğu gibi, kendisini güçlü göstermeye geldi. Petrol, Doğal Gaz bulduk numaralarının çökmesi nedeniyle bu kez NATO zirvesi, Mekke Andlaşlmaları öne çıkarıldı. Çeyrek asırdır uyuyan iktidar birden bire Türkiye çapında 500.000 sosyal konut hamlesi yaptı. 
Ki, İstanbul'daki konut hamlesi bir intihardır. Çünkü, Sazlıdere barajının birkaç yıla kalmaz, kullanılmaz duruma geleceği uzak ihtimal değildir. Yine o güzelim Cendere Vadisi özel sektöre peşkeş çekilerek betonlaştırıldı. Vadinin sonu inşallah Antakya Asi Nehiri Vadisine benzemez.
Diğer yandan Ekim 2024'ten itibaren başlattığı belediye operasyonları hız kesmeden devam etti. Atbaşı olarakta kim itiraz ediyorsa içeri tıkıldı. Bu baskılar toplumun her kesimini kapsadı. Komedyeninden Gezi Tutsaklarına, Gazetecisinden Aydınına, Öğrencisine, Sendikacısına kadar. 
Bu baskılara dayanamayanlar, uzatılan havuça teşne olanlar veya AKP'li olupta CHP'de truva atı olanlarda AKP'ye koşar adım katıldı, katılmaya devam ediyor. Vurgulamak isterim ki, parti tarihimizde ilk kez bu kadar çok seçilmiş kişi AKP'ye geçti. Bu, her iki genel başkanın ve kadrolarıının öz eleştiri vermeleri gereken bir gelişmedir.
Peki, CHP, YP ne yapıyor? Kendi içlerinde kazan kaynatıyorlar. Aslında için için düşmanlığı daha da güçlendiriyorlar. Ülkede tam bir otokrasiyi yaşanırken, CHP, YP birbirlerine acımasız saldırıyorlar. Hepimiz biliyoruz ki, düşmanlıkların zirve yaptığı ülkede, partide  demokrasi işletilemez. 
Şu günlerde CHP kongre hazırlığında, YP kongreleri başlatdı. Her iki partinin kadroları, hem parti binaları, hem kongreler, hem de hergün sokakta olmaları nedeniyle bitap düşmüş durumdalar. YP'nin kurucu kadroları, yine ayrılıktan dolayı boşalan ilçelere atanan CHP'nin kadroları, çarşaf liste beyanları veya üyenin başkanları seçeceği ifadelerinin bir formalite olduğununda farkında. 
Her iki partide de yapısal sorunlar devam ediyor. Liyakat yerine, Nepotizm işliyor. Sağlıklı ve eğitimli üye yerine, bizimkiler anlayışı hakim. Yoldaşlık yerini hemşehri, akraba, eş dosta bırakmış durumda. Demokratik işleyişi, karşılıklı didişmeye kurban ediyor. Bu üzüntü verici durum nedeniyle partinin emekçi kadrolarının yapacakları fazla  bir şey yok.  
Aylarca mitingden mitinge koşan, yetmedi ilçeleri yeniden kuran veya enkaza dönmüş ilçelerde sorumluluk üstlenen emektar partililere en ufak bir sözüm yok. Sözüm; uzlaşmayı redden tepedeki ve etrafındaki ben merkezci anlayışlara. Bu anlayışlar, ne yazık ki, 103 yıllık partimizi tarihi köklerinden ve iktidar mücadelesinden kopardı. Her iki anlayışı kökünden redden bir alternatifte yaratılamadı. 
Partinin Solu diye adlandırdığımız kesimler olarak bizde başarı gösteremedik. Yaşanan olumsuzluklara karşı duramadığımız gibi, olumsuzluklar bizi de sardı. Ülkemizde tek umut kaldı, o da; koşullar ne olursa olsun bu kongreler de yeniden yana yana gelmeyi kabul edecek kadroları her iki partide çoğaltmaktır. Aksi taktirde atı alan Üsküdar’ı bir kez daha geçmiş olacak.

Etiketler
  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER SİYASET Haberleri
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI