CHP Parti Meclisi eski Üyesi Baki Aydöner, Silivri Cezaevi’nden YENİ PARTİ Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’a yönelik dikkat çeken bir açıklama yaptı. Aydöner, geçmişte belediyelere yönelik operasyonlar ve soruşturma yöntemleri konusunda yapılan eleştirileri hatırlatarak, hakkında gözaltı kararı bulunan kişilerin yargı mercilerine başvurması gerektiğini savundu.
CHP Parti Meclisi eski Üyesi Baki Aydöner, Silivri Cezaevi’nden yaptığı açıklamayla YENİ PARTİ Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’a seslendi.
“Kayıtsız Kalamayacağım Bir Konu!” başlığıyla yayımlanan açıklamasında Aydöner, Tezcan’ın geçmiş dönemde belediyelere yönelik operasyonlar, gözaltı kararları ve soruşturma yöntemlerine ilişkin açıklamalarını hatırlattı.
Aydöner, Tezcan’ın daha önce belediyelere yönelik şafak operasyonlarını ve gözaltı kararlarını bir hukukçu olarak doğru bulmadığını ifade ettiğini belirterek, geçmiş açıklamalarındaki “Telefonla çağrıldığında davete kim icabet etmedi?” sözlerini gündeme taşıdı.
Aydöner ayrıca Tezcan’ın dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve bugünkü Adalet Bakanı hakkındaki eleştirilerine de atıfta bulundu.
Açıklamasında, yeni yasama döneminde Adalet Bakanı’nın Meclis kürsüsünden benzer bir soru yöneltmesi durumunda Tezcan’ın nasıl cevap vereceğini sorgulayan Aydöner, hakkında gözaltı kararı bulunan kişilerin yargı mercileri önünde hesap vermesi gerektiğini savundu.
Aydöner, yurt dışında bulunan bazı kişilerle ilgili “daha önce planlanan programlar nedeniyle yurt dışına çıktılar” şeklindeki açıklamalara da değinerek, bu açıklamaların somut dayanaklarının ortaya konulması gerektiğini ifade etti.
Silivri Cezaevi’nde kendisini ziyaret eden Bülent Tezcan’ın kendisine söylediğini belirttiği sözleri de paylaşan Aydöner, Tezcan’ın kendisine, bu dönemlerin geçici olduğunu ve yaşananların siyasi olduğunu söylediğini aktardı.
Aydöner, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Silivri'ye beni ziyarete geldiğinizde, ‘Bu dönemler böyle, önemli kişiler bedel öder, sabırlı olun, tarih sizi altın harflerle yazacak. Bu operasyonlar siyasi, kendini üzme.’ demiştiniz.”
Aydöner, kendi yaklaşımının ise farklı olduğunu belirterek, kendisinden haksız kazanç elde etmediğini ve yargı sürecinde hesabını veremeyeceği herhangi bir durum bulunmadığını ifade etti.
Aydöner, hakkında gözaltı kararı bulunan kişilere yönelik çağrısını Bülent Tezcan üzerinden sürdürerek, yargı mercilerine başvurulması gerektiğini savundu.
Açıklamasında, “Şahsıma görüşte ifade ettiğiniz iç açıcı, cesaret verici, umutlandırıcı, sabır artırıcı, kulağa hoş gelen cümlelerin tümünü hakkında gözaltı kararı verilen çocuklarınıza hızlıca iletmeniz ve gereğini yapmaları için size buradan sesleniyorum” ifadelerine yer verdi.
Baki Aydöner açıklamasında, yurt dışında bulunan komedyen Deniz Göktaş’ın programını yarıda keserek Türkiye’ye döndüğünü belirtti.
Aydöner ayrıca “Canım kardeşim BULUT” ifadeleriyle bahsettiği kişinin uzun süredir tutuklu olduğunu ve ameliyat olması gerektiğini belirterek tutukluluk koşullarına ilişkin eleştirilerini dile getirdi.
Kendisinin ise hakkında gözaltı kararı olduğunu öğrendiğinde Ankara’dan Düzce’ye doğru yolda olduğunu ve birkaç saat içerisinde Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne giderek teslim olduğunu aktardı.
Aydöner, açıklamasında belediyelere yönelik şafak operasyonlarını, gözaltı kararlarını ve tutuklu yargılamaları doğru bulmadığını da açıkça ifade etti.
Bununla birlikte hukuk devleti vurgusu yapan Aydöner, kendisi ve “Bulut” olarak ifade ettiği kişinin uzun süre iddianameyi beklediğini, daha sonra mahkeme huzurunda ifadelerini verdiklerini ve yargı sürecini beklemeye devam ettiklerini belirtti.
Aydöner, “Biz bunları söyleriz, söylemeye de hakkımız var. Çünkü bir telefon kadar Devletimizin yargı organlarına ve tüm kurumlarına yakınız, hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yok” dedi.
Aydöner, açıklamasının devamında yargı kararlarına uyulması gerektiği görüşünü yineledi ve hakkında gözaltı kararı bulunan kişilerin yakınlarına yönelik tutumunu da açıkladı.
Aydöner, “Doğru; kişilere, makamlara ve partilere göre değişmez. Doğrudan asla vazgeçmeyeceğim” ifadelerini kullanırken, cezaevinde yargı kararlarına uyan tutuklulara ve ailelerine destek mesajı gönderdi.
Açıklamasının sonunda yargı sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Baki Aydöner, kendisi ve kardeşi açısından yaşanan sürecin aileleri için ağır olduğunu ancak yargının vereceği kararı sabırla beklediklerini belirtti.
Aydöner sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Yasalarımız çerçevesinde, usul ve esaslara uygun olarak yargı organlarımızca verilecek her karara saygım sonsuz, adalete olan güvenim tamdır. Her kararı doğru bulmak zorunda değiliz ancak hukuk devletinde yargı kararlarına uymak hepimizin sorumluluğudur.”
Cumhur Haber | www.cumhurhaber.com
CHP PM eski Üyesi Baki Aydöner, Silivri Cezaevi’nden YENİ PARTİ Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’a seslendi.
Kayıtsız Kalamayacağım Bir Konu!
24.Dönemden bu yana Aydın Milletvekili seçilen, yaklaşık 16 yıldır TBMM’de, Adalet ve Anayasa Komisyonu başta olmak üzere görev yapmış Parlamento Üyesine;
Belediyelere yapılan şafak operasyonlarını ve gözaltı kararlarını bir hukukçu olarak doğru bulmadığınızı belirterek, “Telefonla çağrıldığında davete kim icabet etmedi?” sözleriyle bu usulleri sert biçimde eleştirdiniz.
Uyguladığı yöntemler nedeniyle de dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı'nı, yani şimdiki Adalet Bakanı'nı, çeşitli ithamlarla eleştirerek TBMM’de yemin törenini gerçekleştirmemesi için de çaba sarf ettiniz.
Yeni yasama döneminde Adalet Bakanı Mecliste konuşması sırasında, “EYYY Aydın Milletvekili, aylardır soruşturma yöntemlerine ve şahsıma yönelik eleştirilerde bulundun. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Kuşadası Belediyesi soruşturması kapsamında Ağustos ayının ilk günlerinde hakkında gözaltı kararı bulunan çocukların hâlâ yurt dışında. Oysa her vatandaş soruşturulabilir, yargılanabilir diyordun? Öyleyse neden gelip yargı mercileri önünde hesap vermiyorlar, hakkında gözaltı kararına uymayan bir kişinin, telefonla yapılacak davete uyacağını nasıl ileri sürebilirsin?” diye sorarsa ne cevap vereceksiniz?
“Yurt dışına daha önce planladıkları programları nedeniyle çıktılar.” açıklamasının somut dayanaklarını göremiyoruz.
Silivri'ye beni ziyarete geldiğinizde, “Bu dönemler böyle, önemli kişiler bedel öder, sabırlı olun, tarih sizi altın harflerle yazacak. Bu operasyonlar siyasi, kendini üzme.” demiştiniz. Benim bakış açım öyle değil çünkü kendimden eminim, kimseden haksız kazanç edinmedim. Şahsıma görüşte ifade ettiğiniz iç açıcı, cesaret verici, umutlandırıcı, sabır artırıcı, kulağa hoş gelen cümlelerin tümünü hakkında gözaltı kararı verilen çocuklarınıza hızlıca iletmeniz ve gereğini yapmaları için size buradan sesleniyorum.
Deniz Göktaş da ( dini değerler üzerinden yaptığı esprileri tasvip etmesem de) yurt dışındaydı, programını yarıda kesip saatler içinde geldi. Canım kardeşim BULUT, 1 yılı aşkın süredir tutuklu, ameliyat olması gerektiği halde 70 kişilik bir koğuşta süreci bekliyor. Ben ise gözaltı kararını öğrendiğimde Ankara’dan Düzce’ye, mitinge doğru yoldaydım. 5-6 saat içinde, evime dahi uğramadan Vatan Emniyet’e giderek teslim oldum.
Yapılan şafak operasyonlarını, gözaltı kararlarını, hatta tutuklu yargılamaları ben de doğru bulmuyorum. Kardeşim BULUT ve ben 1 yıl boyunca iddianamenin yolunu gözledik, Yüce Mahkemenin huzurunda ifademizi verdik, beklemeye devam ediyoruz.
Biz bunları söyleriz, söylemeye de hakkımız var. Çünkü bir telefon kadar Devletimizin yargı organlarına ve tüm kurumlarına yakınız, hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yok.
Aziz milletimiz yıllarca size oy verdi. Önerim, hakkında gözaltı kararı verilen yakınlarınıza söyleyin gelsin. Gelsin ki bu uygulamaların son bulması için tarihte yer edinmiş TV’lerdeki söylemleriniz eylem birlikteliğine erişsin. Yoksa Devletimizin aldığı kararları sadece biz saygıyla karşılarken siz üzerimizden siyaset yapmış olursunuz.
Soruşturmalar kapsamında hakkında şüpheli sıfatıyla gözaltı kararı verilmiş olan (zorunlu sebepler, sağlık hariç) ve firari konumuna gelmiş kişilerin yakınlarına selam veren, mesafe koymayan, devlete hesap vermemeyi normal karşılayanlar benden uzak dursun. Doğru; kişilere, makamlara ve partilere göre değişmez. Doğrudan asla vazgeçmeyeceğim. Cezaevinde sabırla bekleyen, yargı organlarının almış olduğu kararlara uyan tüm tutuklulara ve ailelerine ise sonsuz sevgilerimi yolluyorum.
Sanık sandalyesinde oturmak, tutuklu olarak aynı salonda yargılanmak bizim gibi sabıkası tertemiz iki kardeş, annemiz ve babamız için kuşkusuz çok ağır olsa da yargının vereceği kararı sabırla bekliyoruz.
Yasalarımız çerçevesinde, usul ve esaslara uygun olarak yargı organlarımızca verilecek her karara saygım sonsuz, adalete olan güvenim tamdır. Her kararı doğru bulmak zorunda değiliz ancak hukuk devletinde yargı kararlarına uymak hepimizin sorumluluğudur.