şişli escort

Toprak: "Erdoğan, yanlış yaptığını kabullenmemeyi liderlik sanıyor"

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, yanlış yapmış olsa bile geri adım atmamayı, yanlış yaptığını kabullenmemeyi liderlik sanıyor. Oysa en büyük yanlışı ve yanılgısı bu. Türkiye ekonomisinin, hukuk devletinin ve dış politikanın, kendisini ‘lider ve ekonomist’ ilan ederek yaptığı yanlışlar öncesindeki haliyle şimdiki halini bile kıyasladığımızda, ortada bir lider olmadığı anlaşılıyor” dedi.
 Tarih: 25-09-2022 14:29:14
Toprak:

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, yanlış yapmış olsa bile geri adım atmamayı, yanlış yaptığını kabullenmemeyi liderlik sanıyor. Oysa en büyük yanlışı ve yanılgısı bu. Türkiye ekonomisinin, hukuk devletinin ve dış politikanın, kendisini ‘lider ve ekonomist’ ilan ederek yaptığı yanlışlar öncesindeki haliyle şimdiki halini bile kıyasladığımızda, ortada bir lider olmadığı anlaşılıyor” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, haftalık değerlendirme raporunu bugün yayınladı. Toprak’ın değerlendirmeleri özetle şöyle:

HİÇBİR LİDER ATTIĞI ADIMDAN SONRA 'BEN YANLIŞ YAPTIM' DEMEZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Hiçbir lider attığı adımdan sonra 'Ben yanlış yaptım' demez’ sözleri, demokrat ve akılcı olmayan, ortak akıl ve istişareyi dışlayan sakat bir siyasi zihniyetin dışa vurulmasıdır. Ülkenin içine sürüklendiği siyasi-ekonomik-diplomatik felaketin, hukuksuzlukların, toplumu ayrıştırma politikasının bilinçli şekilde sürdürüldüğünün itirafıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yanlış yapmış olsa bile geri adım atmamayı, yanlış yaptığını kabullenmemeyi liderlik sanıyor. Oysa en büyük yanlışı ve yanılgısı bu. Türkiye ekonomisinin, hukuk devletinin ve dış politikanın, kendisini ‘lider ve ekonomist’ ilan ederek yaptığı yanlışlar öncesindeki haliyle şimdiki halini bile kıyasladığımızda, ortada bir lider olmadığı anlaşılıyor.

SEÇMENİ AHİRETLE TEHDİT EDENLERİN ÖNCE MİLLETE HESAP VERMESİ GEREKİYOR

Yıllarca başörtüsü üzerinden istismar ve siyasi mağduriyet politikası izleyen AK Parti iktidarı, şimdi seçimde kendilerine oy vermeyenlerin öteki dünyada hesap vereceklerini, ahiretlerinin yanacağını öne sürüp tehdit ediyor. Seçmenlerin dini duygularını siyasi amaçla kullanıyor. Seçmeni ahiretle tehdit edenlerin, önce millete hesap vermesi gerekiyor.

Seçmenin hür iradesini yok sayan Cumhurbaşkanı ve iktidar sözcüleri, önce, 20 yıllık icraatlarının, yolsuzluk, rüşvet ve usulsüzlüklerin, adaletsizliklerin hesabını versin. Bunun için öbür dünyayı beklemelerine gerek yok. Millet iradesinin temsil edildiği TBMM’de, siyasi baskılardan arınmış yargı önünde hesap vermekten kaçmasınlar.

BORSA OPERASYONUNUN LEKESİ İKTİDARIN ÜZERİNDE KALACAKTIR

Borsa İstanbul’da siyasi gücü de arkasına aldığı anlaşılan tarihi vurgunda iktidarın suskunluğu dikkat çekiyor. Borsa tarihinin bu en büyük vurgunu, iktidardaki ahlaki ve kurumsal çöküşü, çürüme ve kokuşmayı gözler önüne serdi. Ağır görev ihmali yapan SPK, BİST, DDK, BDDK ve TBB’nin tüm kadrolarının ağırlıkla Saray’a yakın isimler olması, vurgunun bir başka dikkat çekici boyutudur. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu doğrultuda adım atmadıkça, DDK, SPK, BDDK’ya soruşturma talimatı vermedikçe ve suç duyurularını işleme koymayan savcılar harekete geçmedikçe bu borsa operasyonunun lekesi iktidarın üzerinde kalacaktır. İktidarımızda, reklam yüzü Hazine ve Maliye Bakanı olan bu soygun tüm boyutlarıyla araştırılacak, tüm sorumlulardan yargı önünde hesap sorulacaktır.

ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA TEŞVİK BELGESİ İPTALLERİNİN DAHA DA ARTTIĞINA TANIK OLACAĞIZ

Ocak-temmuz döneminde 14,5 milyar TL tutarındaki bin 507 yeni yatırımın teşvik belgesi, yatırımcı yatırımdan vazgeçtiği için iptal edildi. Sanayi üretiminde sert düşüşler yaşanırken yeni yatırımların peş peşe iptal edilmesi, Türkiye’nin ağır bir üretimsizlik, yatırımsızlık ve işsizlik sürecine girdiğini gösteriyor.

Türkiye ekonomisinin yeni yatırım, üretim ve istihdam gereksinmesi had safhada iken teşvik belgesi alarak çok ciddi avantajlar sağlanan yatırımlardan vazgeçilmesi, iktidarın sanayiciyi, yatırımcıyı ve imalatçıyı da yeni yatırım isteğinden soğuttuğunu gösteriyor. Önümüzdeki aylarda vazgeçilen yatırımlar nedeniyle teşvik belgesi iptallerinin daha da arttığına tanık olacağımızı, ülke ekonomisinin çok ağır bir daralma, durgunluk ve işsizlik artışıyla karşı karşıya kalacağını öngörmekteyim.

TÜRKİYE, GIDA ENFLASYONUNDA DÜNYADA İLK BEŞ ÜLKE ARASINA GİRDİ

Türkiye, gıda enflasyonunda dünyada ilk beş ülke arasına girdi. 20 yıldır uygulanan tarım ve hayvancılığı bitirme politikalarına rağmen hâlâ tarımsal üretimde dünyadaki ilk 10 ülkeden birisi olan Türkiye’nin gıda enflasyonunda zirveye yerleşmesi, tamamıyla iktidarın bilerek ve isteyerek uyguladığı yanlış, basiretsiz ve öngörüsüz ekonomi politikalarının sonucudur.

Gıda enflasyonunda Türkiye’nin dünya beşincisi olmasının arkasındaki yegâne etken, iktidarın faizi indirime ısrarının yol açtığı kur artışları ve bundan tetiklenen maliyet artışlarıyla TL’deki hızlı değer kayıplarının zirveye çıkarttığı enflasyon. Kur artışlarını dizginlemek için yürürlüğe konulan Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarına beş ayda Hazine’den 75,6 milyar TL kur farkı ödenirken Merkez Bankası’nın dövizden KKM’ye dönen hesap sahiplerine asgari Hazine kadar kur farkı ödediği göz önünde tutulduğunda KKM maliyeti 150 milyar TL’yi aşıyor.

İKTİDARIN GÜNÜBİRLİK İLAN ETTİĞİ TÜM HEDEFLER BAŞARISIZLIKLA SONUÇLANDI.

Bir yılda politika faizi yüzde 19’dan 7 puan indimle 12’ye çekilirken faizin sebep olduğu iddia edilen enflasyon, yüzde 19,59’dan 80,21’e yükseldi. Liralaşma ve TL’yi güçlendirme iddiasıyla başlatılan faiz indirimleri, TL’de yüzde 58 değer kaybına ve dolar/TL kurunun 8,44’ten 18,40 liraya yükselmesine neden oldu.

Adını ne koyarlarsa koysunlar, gelinen aşamadaki gerçek, kendisini ‘ekonomist’ ilan edenlerin söylediğinin aksine ortada model diye bir şey olmadığı gibi, derme-çatma, günübirlik kararlarla ilan edilen hemen tüm hedefler başarısızlıkla sonuçlandı.

İKTİDARIN İLAN ETTİĞİ KAMPANYA, BİR SOSYAL KONUT PROJESİ OLMAKTAN ÇOK UZAK

Açıklanan 500 bin konutluk sosyal konut projesine başvuru sayısı 4 milyonu aştı, başvuranlardan 2 milyar TL toplandı. TOKİ, 2019’dan bu yana evini alamayanlara ortalama en erken konut teslim süresinin 36 ay olduğunu söylüyor. İktidar, 24 ayda 250 bin konut vaat ediyor. 

İktidarın ödemesi imkansız peşinat ve taksitlerle ilan ettiği kampanya, bu haliyle bir sosyal konut projesi olmaktan çok uzak. Buna rağmen iki haftada 4 milyon kişinin başvuru yapması, barınma ve kira sorununun ne kadar büyük bir sosyal soruna dönüştüğünü ortaya koyuyor. Tıpkı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 3 kişilik işe 23 bin kişinin başvurduğunu görmezlikten gelerek ‘İşsizlik yok, çalışmak isteyene iş çok’ sözleriyle sergilediği gerçeklikten kopma hali, sosyal konut projesinde de kendisini gösteriyor.

İKTİDAR, YAPTIĞI ZAMLARLA HALKA ‘NE HALİN VARSA GÖR’ DİYOR

Avrupa ülkeleri, vatandaşlarının ve sanayi-ticaret işletmelerinin enerji faturalarını hafifletmek, destek vermek için peş peşe adımlar atıyor. Türkiye’de ise durum içler acısı. İktidar, yaklaşan kış öncesinde elektrik ve doğal gaza yüklü zamlar yaparak halka ve sanayiciye ‘ne halin varsa gör’ diyor.

İktidarı enerji faturalarını sübvanse etmek için bütçeden öncelikli kaynak ayırmaya, elektrik-doğal gaz fiyatlarını 1 Ekim 2022-1 Mayıs 2023 arasında sabitleyerek oluşacak fiyat farklarını bütçeden karşılamaya ve ülkede enerji fiyatlarında istikrar ve maliyet düşüşü için özelleştirilen elektrik ve doğal gaz dağıtımını kamulaştırmaya çağırıyorum.

 

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER SİYASET Haberleri
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI