Bugün CHP'nin 100'üncü yılını kutluyoruz.Dile kolay, tam bir asırlık yaşına rağmen ayakta kalmayı başarmış, Dünya'daki nadir partilerden biridir CHP. Ayakta kalmayı başarmasının temel nedeni, kurucu kadroları ve ilk Genel Başkanının Kurtuluş Savaşının kahramanları olmasıdır. Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kazım Karabekir, Rauf Orbay gibi kahramanlar, CHP'nin ilk kurucularıdır. Böylesine köklü bir parti olan CHP'yi, yürekten selamlıyor, daha nice yıllar diliyorum.
CHP, bu özelliğiyle aynı zamanda Dünya'nın ilk anti emperyalist partilerinden biridir de. Bu karakter çok çok önemlidir. O nedenle tüm emperyalist ülkeler, CHP'yi iktidar yaptırmamak için ellerinden geleni yaptılar. Yapmaya da devam ediyorlar. CHP'nin diğer temel özelliğide laikliği benimsemesidir. Ortadoğu'nun tek laik ülkesi olma özelliğini, her türlü iç ve dış saldırılara rağmen sürdürüyor. CHP'nin başaramadığı tek şey, demokrasiyle Cumhurriyeti buluşturmak.
Dolayısıyla önümüzdeki süreç bu sorumluluğu üstlenme sürecidir. Bunun için tüm CHP'lilere çok önemli görevler düşmektedir. CHP'nin ciddi reformlara ihtiyacı vardır. Çok yakında Kurultayımız var ve biz bu Kurultay'da tüzüğümüzü değiştirip, kadrolarımızı yenileyeceğiz, geleceğimizi konuşacağız. Eğer Türkiye'de demokrasi mücadelesi vereceksek bunun ilk adımı tüzüğümüzü demokratikleştirmekten geçer.
Tüzüğümüz, üyelik reformunu içeren, kişinin değil, kurulların karar verdiği demokratik işleyişi öne çıkaran, ön seçimi uygulatan, çoğulcu, katılımcı, eşitlikçi, özgürlükçü bir anlayışı içeren bir tüzüğe dönüştürülmelidir.
CHP'nin bir başka sorunlu konu ise erkleri elinde bulunduranların işaretleriyle kongrelerin yürütülüyor olmasıdır. Bu anlayış, cepheleşmeyi, kurullar yerine kişilerin tahakkümünü öne çıkarırken, ciddi tehlikeleri de beraberinden getirmektedir. Ne yazık ki, bu anlayış, bizi kilitlemiş durumda, kurul ve platformları hiçe saymaktadır. Yıllardır CHP kongrelerinde yapılması gereken reformları, değişimleri gerçekleştiremiyoruz. İl ve ilçe başkanları devre dışıdır. Kadrolar, Ankara'da ya da diğer erklerden işaret bekleyen bir işleyişle reformlarını yapamıyor. Bu kongreler bir fırsattır. Gelin işaret yerine, örgütlerimizi harekete geçirelim. Dolayısıyla il kongrelerine ilçe başkanları, kendi örgütlerine danışarak öncülük etmelidirler.
Kimin il başkanı, kimin Kurultay delegesi olması gerekeni en iyi bilen kişiler ilçe başkanları ve ilçelerdeki yapılardır. İçe başkanlarımızı, il başkanlarımız toplantıya çağırmalı ve il kongrelerin şekillendirmesini ilçe başkanlarına bırakmalıdırlar. Genel Başkanımız veya başka diğer yöneticilerimiz partimiz lehine tavsiye veya önermelerden bulunmak istiyorsa ilçe başkanlarına yapmalıdırlar. Süreç kol kola girip örgütün emektarlarına sorumluluğu bırakma sürecidir.Sevgili İlçe Başkanlarımız; süreci kısırlaştırmakta, zenginleştirmekte sizlerin ellerinde. Lütfen bir adım öne çıkın!