DURSUN BULUT
  04-06-2024 20:14:00

DÜZEN DEĞİŞMEDEN DEMOKRASİ GELMEZ!

DÜZEN DEĞİŞMEDEN DEMOKRASİ GELMEZ!
Dün devleti yönetenler bir kez daha yüzlerini maskesiz gösterdiler. Suçsuz, günahsız insanlara ceza yağdırdılar. Sokrates; M.Ö. 400'lü yıllarda iyi yönetimlerin oluşmasını, herkesin oy kullanması yerine, erdemli, eğitimli, iyi insanların oy kullanmasıyla mümkün olacağını savunuyor ancak bu düşüncesi ölümle cezalanmasına kadar gidiyor. Yine 1789'dan itibaren sınıfların arasındaki mücadeleden oluşan uçurumun demokrasiyle çözüleceği düşünüluyor/savunuluyor. Hatta adına "Burjuva Demokratik" devrimi deniliyor. Süreç içinde bununda demokrasiden çok baskıya yol açtığı gözlemleniyor.
1900'lü yılların sonlarına kadar işçi sınıfının(ki, öncülüğünü komünist partilerin, sosyalist partilerin, işçi partilerinin ve sosyal demokrat partilerin) burjuvaziye karşı verdiği mücadele esitsizliği azaltmada ve demokrasinin gelişmesinde çok büyük pay sahibidir. Ancak, 19'uncu yüzyılın sonlarına doğru ise uluslararası boyuttaki tekelleşmeler, kartelleşmeler işçi sınıfı lehine gelişen mücadeleyi tersine çevirince, demokrasi büyük ölçüde seçimle gelenin dilediğini yapmaya dönüşürken, emperyalist sistemin içinde yer alan ülkelerde ise işleyen bir sistem haline dönüşüyor. Birinci paylaşım savaşıyla birlikte emperyalizm, geri bıraktırdığı ülkelerde sınıf eşitsizliklerini büyüttü. Sömürmek için kendi yurttaşına refahı, haklarını çoğaltmayı, adaleti, demokrasiyi ama diğerlerine zülmü, açlığı, sömürüyü reva gördü.
1947'den itibaren içimize tekrar giren emperyalizm, sürekli baskıdan, sömürüden, ölümden yana oldu. Süreç içerisinde ülkemiz, yerli emperyalist işbirlikçilerle yönetilmeye başlandı. Yönetilemediği dönemlerde de darbelerle yönetildi. 2002'ye gelindiğinde darbeciler, cemaatçılar, tarikatçılar, "dinciler", radikal milliyetçiler muhafazakar demokrat maskesiyle iç içe geçirildi. Dolayısıyla AKP bu stratejinin pratikleştirilmiş halidir.
AKP, ilk yıllarında ateşli demokrasi, AB savunucusu gibi rol üstlense de, süreç içinde tıpkı darbeciler gibi, ne kadar solcu, yurtsever varsa herkesi tutuklamaya başladılar. Abdullah Çatlı'lara paspart verenleri korumaya aldılar. Öldürülen her yurtseverin, solcunun, aydının katillerinin dosyalarını kararttılar. Ama şunları yapmayı da ihmal etmediler: Kenan Evren'in bir sağcıyı, bir solcuyu sırayla astırdığı gibi, bunlarda cuntacı gelenekten gelen, gelmeyen çok sayıda generali yargıya göndererek cezalandırdılar. Bugün itibarıyla da hepsini tahliye ettirdiler. Amaç çok açıktı, suç işleyeni bulmak değil, vesayeti ele geçirmekti. Bu kurgularında da, herkesin kafasını karıştırarak başarılı da oldular.
Peki bu oyununuzu anladık. Onbinlerce HDP'li(DEM), yüzlerce Aydın, Gazeteci, Gezi Tutsakları neden içerdeler? Selahattin Demirtaş'a 42 yıl, Figen Yüksekdağ'a 30 yıl, Ahmet Türk'e 10 yıl ve onlarca partiliye üçer, beşer, altışar yıl cezalar yağdırdınız. Bu cezalar hangi demokraside var? Bilindiği gibi, Gezi Tutsaklarına 18 yıla yakın cezalar verdirilmişti. Gezi Tutsaklarının içerde esir kalmalarının nedeni nedir? Sadece düşüncesini fade ettiği için cezalandırma, hangi demokraside var? AYM ceza verilmesini reddetti, AHİM reddetti. Bu nasıl anlayıştır, bu nasıl demokratlıktır ki, düşünce ifade etmeye dahi ceza veriliyor? Bunun adı düpedüz hak gaspı değil mi?
CHP, yarın Saraçhane'de öğretmen atamalarındaki usulsüzlüğü yani düzeni protesto edecek. Orada olacağım. Ancak dünkü yargı kararı gelen geçen sözlerle geçiştirilecek bir karar değildir. Türkiye'nin genleriyle oynuyorlar. Yapılması gereken: Demokratik çerçevede protestoları genişletme ve parlamentoda ilktidar muhalifi herkesle güçleri birleştirerek iktidarın anti demokratik uygulamalarına karşı mücadele etmektir. İktidar ekonomik krizle gitmemek için oyun içinde oyunun peşinde. Bununla da ömrünü uzatmak istiyor. Onlara ve hilelerine karşı yılmak yerine daha gür çıkan sözlerimiz:
#DahaÇokKardeşlik, olmalıdır!
  Bu yazı 1482 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI