Yüreklerimiz neredeyse senenin 12 ayının her gününde yanıyor. 11 yıl önce bugün, 10 Temmuz günü Ali İsmail Korkmaz, 46 yıl önce yarın, 11 Temmuz günü Bedrettin Cömert katledilmişti. Bu devlet zaman zaman bizzat, zaman zaman göz yumarak onbinlerce solcunun, aydının kanına girdi ama normalleşmeyi dile getirmek ise hâlâ sola düşüyor.
Ali İsmail Korkmaz (gencecik bir delikanlıyken), polisler ve paramiliter güçler tarafından çembere alınarak düşmanca dövülüyor. "Vurmayın ölüyorum" demesine rağmen hunharca katlediliyor. Davasıyla ilgili bir kişi dahi tutuklu değil, verilen en yüksek ceza ise 10 yıl.
Eğer normalleşme isteniyorsa önce devlet sağı kollamaktan vazgeçecek. Yargı, kim suç işlemişse o kişi ya da kişiler hakkında gereğini yapacak. Katil polisse, katil sağcıysa, katil solcuysa gözünün yaşına bakmadan yasa önüne çıkarılıp gereği yapılacak.
Ancak size yüzlerce dava sayarım öldürenler değil, ölenlerin arkadaşları yargılandı. Sivas'ta Aziz Nesin suçlandı. Bu ülkenin başbakanı "şükür otel dışında ölen yok" dedi. Cumhurbaşkanı ölenleri ve arkadaşlarını tahrik etmekle suçladı. Hatta "bana kimse sağcılar adam öldürüyor dedirtemez" dedi.
Gezi'de öldürenler değil, ölenlerin arkadaşları içeriye atıldı. Yüreğimizi ferahlatıcı bir devlet uygulaması yok ama normalleşelim. Normalleşmek istiyormusunuz? Önce şunları yapın:
● Ali İsmail Korkmaz'ın katillerine gerçek cezaları verin.
● Hyrant Dink'in katillerini berat ettirmeyin.
● Sivas Madımak'ın katilleri ve arkasındaki güçler belli, onları bulun.
● Uğur Mumcu'nun katillerini ve arkasındaki güçleri bulun. Bırakın, "bir tuğla çekersem devlet çöker" masallarını. Devlet çökmez, suçlular çöker.
Yazsam yüzlerce sayfa dolar, katledilen insanlarımızın listesiyle. Katliamların hesabı sorulmadıkça, yargı; işlediği suça göre katilleri cezalandırmadıkça, normalleşme hikayesinden bahsetmeyin. Bunun adı olsa, olsa solun kırılmasının devam etmesi olur. Biz: