Dün Ankara il kongresini izlemek için Atatürk Spor Salonuna gitmiştim. İki aday yarışıyordu. Biri dostum ve bir çok düşünce platformunda birlikte çalıştığım Dr. Ümit Erkol, diğeri isim ve görev olarak bildiğim, yoldaşımız Sercan Sığğın. Ankara il başkanlığı için aday olmuşlardı. Yanımda oturan partilimize, "saat 11.00, erken sayılmaz, ama katılım çok düşük değil mi?" diye sordum. Cevap çok ilginçti; "daha yeni toparlanıyoruz". Anladım ki, seçimlerin öfkesi henüz geçmemiş. Kapasitesi 4500 kişi olan salonda 2000'nin altında katılım vardı.
Bu manzara beni 84 sonrası kongrelere, kurultaylara götürdü. O yıllarda bizim kongrelerimizdeki katılım, salona sığmaz dışarı taşardı. Hele kurultaylarımız tıklım tıklım olurdu. Hatta salona insanlar sığmadığı için dış mekanlara ekranlar kurulur, canlı yayınlar yapılırdı. Onlarca hatip siyasi konuşmalar yapardı ve salonda heyecanlanan partililerin heyecanı, coşkuları, umut dalgaları oluştururdu.
İstanbul'a döndükten sonra Dr.Umit Erkol'un kazandığını öğrendim. Kutluyor ve başarılar diliyorum. Ümit Erkol ile birlikte tüm seçilen arkadaşları ve yarışan ama seçilemeyen diğer Arkadaşlarımızı da kutluyorum. Başta Dr.Ümit Erkol olmak üzere tüm arkadaşlara ifade etmek isterimki, katılımı yetersiz, coşku cılız, öfkelerin umutsuzluğa dönüşme tehlikesi ile karşı karşıya bir il yöneteceksiniz. Aldığınız sorumluluk ağır, zamanınız dar, sorunlar devasa boyutlarda.
Eğer başarı yakalanmak isteniyorsa geçmişteki hatalar artık yaşatılmamalı. Koltuk için birbirini kırıp döken, birtek kişiye dahi hoşgörü gösterilmemeli. Özellikle birlikte üretme, birlikte yönetme, bütünleşme mutlaka sağlanmalı. Yolumuz açık olsun!