1993 yıllarında SHP il yöneticisiydim. Sürekli telefonlar alıyorduk, Sivas'ta kötü şeyler olabilir diye. O yıl SHP iktidar ortağı. Ulaşamadığımız kimse kalmadı. Aldığımız yanıt: "Endişe etmeyin devlet her şeye hakim" şeklindeydi. Ancak gelen haberler tersini söylüyordu. O dönemin valisi Ahmet Karabilgin'di. Sözüm ona Demokrat biriydi. Üst makamdaki yetkililere bu zatı muhterem, "merak etmeyin devlet her şeye hakim" diyormuş. Hakim olunmadığına, 33 kişinin diri diri yakılmasıyla tanık olduk.
Bu neye benziyor biliyormusunuz? Dün iki mahkeme vardı. Biri Ankara GAR katliamı davası, diğeri Sinan Ateşin öldürülmesi. Sinan Ateşin davasına Sn.Özel ve Sn.Kılıçdaroğlu katılıyor ancak 100 kişinin katledildiği davaya sadece, 3 milletvekili katılıyor. Sinan Ateşin mahkemesine katılan genel başkanlara teşekkür ediyorum. Ancak aynı gün yapılan mahkemelerin birine katılıp, diğerine katılmamak üzüntü vericidir. Türkiye'de katliamları teşhir etmek istiyorsak, tüm katliamlara tepki vereceğiz. Popülistlik bizim işimiz değildir.
Umarım, bundan sonrası doğru şeyler yaparız. Her şey seçim hesabı değildir. Önemli olan doğru zamanda doğru işler yapmaktır. Sonrasında dizimizi dövmemiz işe yaramıyor. İster dün mahkemesi görülen katliamlar olsun isterse bunlara benzer Madımak, Başbağlar, Uğur Mumcu, Turan Dursun, 1 Mayıs, Suruç, Muammer Aksoy, daha yüzlercesi olsun, hiçbirinin arkasındaki eller ortaya çıkarılamadı. Hepimiz biliyoruz ki, cinayetlerin arkasındaki eller ortaya çıkarılmadığı sürece bu tür cinayetler, katliamlar devam edecektir. Yakan ellerin kırılması önemlidir ancak bu ellere benzin ve ateş veren eller kırılırsa bu cinayetler seriye bağlanmaz ve azalır.
Ölenler hem yakan hem benzin ve ateş veren elleri kıran devleti, demokrasiyi getirmek için canlarını verdiler. Anılarının önünde saygıyla eğiliyorum. Ruhları şad, yıldızlar yoldaşları olsun!